Konya Jeotermal Topraksız Tarımın Üssü Oluyor | HORECA TREND
Takip edin!

Sürdürülebilirlik

Konya Jeotermal Topraksız Tarımın Üssü Oluyor

Yediyol Holding markası Agrotermal, bir milyon metrekarelik dev jeotermal ısıtmalı teknolojik sera yatırımının 50 bin metrekarelik birinci etabını faaliyete geçirdi. Konya Tuzlukçu’da yer alan proje ile bölgede ilk etapta 1000 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor.

Yayınlandı

on

Yediyol Holding hayatın her alanında yenilenebilir ve sürdürülebilir jeotermal enerji yatırımlarına devam ediyor. Yediyol Holding markası Agrotermal seracılık bir milyon metrekarelik yatırımı ile Konya Tuzlukçu bölgesini jeotermal teknolojili sera alanında cazibe merkezine dönüştürüyor. Dev proje ile bölgede ilk etapta 1000 kişiye istihdam sağlamayı hedeflerken istihdamın tamamına yakını kadınlardan oluşacak ve bölgesel kalkınmaya destek verecek. Proje aynı zamanda minimum su tüketimi ile yüksek kaliteli ve sağlıklı ürün elde edilmesine imkân sağlıyor. Üretim ve ihracat yoğunluğu sebebi ile cari açık konusunda ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayan yatırım projesi, mevsim koşullarına bağlı kalmadan 12 ay boyunca üretim yapabiliyor. Üretim sistemi yurt içi ve yurt dışı pazarında tüketicilere sürekli ve kaliteli ürün temini sağlarken aynı zamanda nitelikli iş gücü yetiştiriyor.

İlk Fide Dikimi Kaymakam Eyyüp Tuğ’dan

Konya Tuzlukçu bölgesinde yer alan 1 milyon metrekarelik projenin ilk etabı olan 50 bin metrekarelik alanın fide dikimleri gerçekleştirildi. Serayı ziyaret eden Konya Tuzlukçu Kaymakamı Eyyüp Tuğ, Konya Tuzlukçu Belediye Başkanı Nurettin Akbuğa, Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi ve Yediyol Holding Genel Müdürü Erkan Şahinalp ilk fideleri dikti.

Konya Tuzlukçu Kaymakamı Eyyüp Tuğ katıldığı fide dikim töreninde bu yatırım sayesinde bölgenin tarım ihracatı konusunda dünyanın merkezi olacağına ve bölgesel kalkınma konusunda muazzam bir destek sağlayacağına inandığını belirtti. Projenin hedeflenen 1 milyon metrekare alanda üretime geçilmesi için Yediyol Holding ve Agrotermal seracılık yatırımına ellerinden gelen desteği vereceklerini söyledi.

“Hollanda’nın Tarım İhracatındaki Tahtını Sarsacağız”

Yediyol Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Şuheyp Mendi konuşmasında; “Bugün 1 milyon metrekarelik Agro jeotermal ısıtmalı teknolojik sera projemizin birinci etabı olan 50 bin metrekarelik alanımızın fide dikim işlemlerini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu büyük yatırım ile Konya Tuzlukçu bölgesini dünyanın jeotermal ısıtmalı teknolojik sera merkezi haline getirerek, Hollanda’nın tarım ihracatındaki tahtını sarsacak bir Türkiye için güç kaynağı olmak istiyoruz” dedi.

Reklam

Yediyol Holding Hakkında 

Yediyol Holding 1998 yılında Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelini keşfetme vizyonu ile kuruldu. Jeotermal enerjiyi 7 farklı sektörde etkin bir şekilde kullanarak, temiz enerji alanına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Jeotermal enerjiyle ısınan konutlar, işyerleri, oteller ve seralar ile toplumun enerji ihtiyaçlarına çığır açan çözümler sunarak temiz bir gelecek için önemli adımlar atmaktadır. Yediyol Holding, yenilenebilir Jeotermal Enerji alanındaki projeleri ile Türkiye’nin önde gelen şirketleri arasında yer almaktadır.

Kaynak: HORECA Trend ve Yediyol Holding

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sürdürülebilirlik

Metro Türkiye’den ‘Sudan Doğan Gelecek’ Projesi ile Sürdürülebilir Balıkçılıkta Öncü Bir Adım Daha

Metro Türkiye, sürdürülebilir balıkçılık vizyonu doğrultusunda sektöre öncülük edecek yepyeni bir çalışmaya daha imza attı. Muğla’da gerçekleştirilen tesis yatırımıyla Akuaponik sistemi kuruldu. Türkiye’deki perakende sektöründe bir ilk olan bu sistem ile su ürünleriyle bitki yetiştiriciliği birleşmiş oldu. 

Yayınlandı

on

‘Sudan Doğan Gelecek’ adı verilen yeni projede, akuaponik yöntemiyle levrek ve deniz börülcesini aynı sistem içerisinde yetiştirmeye başlayan Metro Türkiye’nin öncülük ettiği bu girişim; su kalitesi, sıcaklık ve hastalık yönetimi gibi faktörler üzerinde daha fazla kontrol imkânı sunuyor. Metro Türkiye bu projede; HATKO Su Ürünleri, Danimarka merkezli Alpha Aqua ve Türkiye’deki ortakları Nordic ile anlaştı.

Yaklaşık 35 yıldır hizmet verdiği ülkemizde sürdürülebilir balıkçılık konusunda birçok ilke imza atan Metro Türkiye, sektöre öncülük edecek bir girişimi daha hayata geçirdi. Su ürünleri ile suda bitki yetiştiriciliğini birleştiren Akuaponik yönteminin uygulandığı yeni tesis yatırımıyla ‘Sudan Doğan Gelecek’ adını verdiği yeni projesiyle Metro Türkiye, levrek ile deniz börülcesini aynı sistem içerisinde üretmeye başladı. Su kalitesi, sıcaklık ve hastalık yönetimi gibi faktörler üzerinde daha fazla kontrol imkânı sunan sistem, bu sayede sürdürülebilir balıkçılığa katkı sağlarken verimliliği ve ürün kalitesini de artırıyor. Sistemle birlikte bir levreğin 14-15 ayı bulan yetişme süresi 9 aya kadar düşüyor.  Metro Türkiye, bu proje kapsamında 3 önemli iş ortağını da bir araya getirmiş oldu. Kapalı devre akuakültür sistemi (RAS) ile tasarlanan yeni ve son teknoloji ürünü tesisin tasarımı ve tedariki için Danimarka merkezli Alpha Aqua ve Türkiye’deki ortakları Nordic ve köklü deneyimiyle ülkemizin önde gelen balık üreticisi HATKO Su Ürünleri ile iş birliği sağladı.

Gelecek kuşakların da zengin deniz ürünlerini yiyebilmeleri için sürdürülebilir balıkçılık anlayışıyla birçok çalışmaya ve projeye hayat verdiklerini ifade eden Metro Türkiye Satın Almadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç, “Metro Türkiye olarak balığı ticari bir ürün olması kaygısındansa, gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak görüyoruz. Denizlerdeki balık stoklarının ve türlerinin korunması amacıyla sürdürülebilir balıkçılığı 2010 yılından beri satın alma politikamızın odağında tutuyoruz. Sadece denizlerimizdeki değil çiftliklerde yetiştirilen balıkların da sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınması gerekiyor” diye konuştu.

Bitkiler, Balık Tanklarından Gelen Zengin İçerikli Su ile Yetiştiriliyor

Sürdürülebilir balıkçılık konusunda öncü bir adım daha atarak akuaponik sistemle levrek ile birlikte deniz börülcesi üretimine başladıklarını açıklayan Alkaç, “Sudan Doğan Gelecek adını verdiğimiz bu projede bitkiler, balık tanklarından gelen zengin içerikli su ile yetiştiriliyor. Bu, balıklar ve bitkiler arasında karşılıklı fayda sağlayan bir ilişki yaratarak kapalı döngü bir ekosistemi ortaya çıkarıyor. Ülkemizde sürdürülebilir balıkçılığın öncüsü olarak bu sistemle levrek ve deniz börülcesi üretimine adım attık. Muğla’da inşa edilen tesiste, levrek üretiminde ‘Yediği Önünde Yemediği Yarında’ projesinde olduğu gibi deniz balığı oranı azaltılmış ve alg yağı içeren yem kullanacağız. Bu özel yem ile Omega-3 bakımından daha zengin balıklar üreterek, sağlıklı beslenmeye de katkıda bulunuyoruz. Tesisin kısa sürede tamamlanmasının ardından ilk balık hasadının 9 ay içerisinde gerçekleşmesini ve ilk ürünlerimizi Metro Premium markamızla gelecek yılın ilk aylarında raflara taşımayı planlıyoruz” dedi.

“Sürdürülebilir ve Sağlıklı Protein Üretimi İçin Gerekli Bir Adım”

Reklam

Kapalı devre akuakültür teknolojisinin sunduğu faydalardan bahseden Alpha-Aqua Küresel Ticaret Direktörü ve Nordic Kurucu Ortağı Yasin Kasa, “Yüksek balık refahı, hassas su kalitesi kontrolü, balık iştahına dayalı otomatik besleme ve atık yönetimi sayesinde yüksek üretim verimliliği sunan bu yöntem, kaynak kullanımı ve sürdürülebilirlik açısından geleneksel su ürünleri yetiştiriciliği yöntemlerinden daha iyi bir performans sergilemesi nedeniyle gelecekte sürdürülebilir ve sağlıklı protein üretimi için gerekli bir adım. Su kullanımını önemli ölçüde azaltan, kapalı atık arıtımı yoluyla çevresel etkiyi en aza indiren ve tasarımıyla biyogüvenliği artıran kapalı devre akuakültür sistemleri, sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği için hayati öneme sahip. Kapalı devre akuakültür sistemi teknolojisi aynı zamanda nakliye açısından daha düşük karbon ayak izi sağlıyor” diye konuştu.

Balık Refahı ve Verimlilik Sağlıyor

Kapalı devre akuakültür sistemlerinde, balıkların sağlığını ve refahını etkileyen fiziksel ve kimyasal tüm değerlerin sürekli olarak ölçüldüğüne dikkat çeken Hatko İcra Kurulu Üyesi Dr. Metin Albukrek ise şunları kaydetti: “Üst düzey otomasyon sayesinde, gereken düzeltmeler hemen, henüz alarm seviyelerine ulaşmadan otomatik olarak yapılıyor. Böylece balıkların refahı ve verimliliği önemli ölçüde artırılırken balık kayıpları azaltıyor. Akuaponik sistemlerde, kısıtlı olan deniz yüzeyinde çiftlik kurmaya ihtiyaç kalmıyor. Çok az deniz suyu kullanılmasıyla bu işlem karada da başarıyla uygulanıyor. Ayrıca balık tanklarında bulunan su aynı döngü içerisinde bitkilerin de üretimini sağlıyor; gübre üretim ve tüketiminin çevreye olan etkileri ortadan sıfırlanıyor. Hatko olarak tesisi kurup bizzat işleterek, yeni bir üretim teknolojisinin öncülüğünü yapıyoruz.”

Kalite ve Verimliliği Artırıyor

Su kalitesi, sıcaklık ve hastalık yönetimi gibi faktörler üzerinde daha fazla kontrol imkânı sunan sistemle tanklardaki suyun sürekli denetlenmesiyle balığın yetişmesi için en güvenli ve sağlıklı ortam yaratılırken, mikroplastik riskinin de önüne geçilebiliyor. Sistem sayesinde balık ve bitki üretiminde kalite ve gıda güvenliği açısından izlenebilirlik sağlanıyor. Ayrıca Akuaponik sistemler, geleneksel toprak bazlı tarımda kullanılan suyun yalnızca bir kısmına ihtiyaç duyduklarından, bitki yetiştiriciliğinde su verimliliği de sunuyor.

Kaynak: HORECA Trend ve Metro Türkiye

Reklam
Devamını Oku

Sürdürülebilirlik

Divan Grubu 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonu kapsamında çalışmalarını sürdüren Divan Grubu, “Her paydaşa saygı” temasıyla bu yıl ikincisini hazırladığı Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı.

Yayınlandı

on

Divan Grubu raporda, kurumsal kültürünün temellerini oluşturan ve her alanda en iyiyi korumayı, üretmeyi, paylaşmayı bir ilke olarak benimsediğini; gezegene, paydaşlarına, misafir ve çalışanlarına dört ana başlıkta sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve hedeflerini paylaştı.  Sürdürülebilirlik Raporu’nda ayrıca 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefinden de bahsediyor.

Divan Grubu CEO’su Murat Tomruk, “Bu yıl hazırladığımız rapor, markamızın köklerine ve oluşturduğumuz değerler sistemine dair bir yolculuk oldu. Raporda, Divan’ın ne ifade ettiğini derinlemesine anlatma fırsatı bulduk. Bugün Divan olarak, insan sağlığına ve onuruna saygı duyarak, nitelikli sosyal gelişim ve ekonomik büyümeyle toplumumuza değer katıyoruz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz kapsamında da iklim krizine karşı mücadeleyi önceliklendiriyor ve toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyoruz.”

“Sadece En İyi” ilkesi ile yola çıkan ve misafirlerine daima kusursuz bir hizmet sağlamayı ilke edinen Divan Grubu, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonuyla sürdürülebilirliği; stratejisinin, değerlerinin ve iş modellerinin merkezine yerleştirerek çevre, toplum ve ekonomi için değer yaratmayı hedefliyor. Divan Grubu bu vizyon kapsamında, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını ve gelecek dönem hedeflerini paylaştığı 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’nu “Her Paydaşa Saygılıyız, Geleceğe Hazırız” temasıyla yayımladı. Sürdürülebilirlik Raporu’nda Divan Grubu; her alanda en iyiyi korumayı, üretmeyi, paylaşmayı bir ilke olarak benimsediği; gezegene, paydaşlarına, misafir ve çalışanlarına dört ana başlıkta sürdürülebilirlik faaliyetlerini ve hedeflerini paylaştı.

Divan Grubu CEO’su Murat Tomruk Sürdürülebilirlik Raporu’yla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Divan Grubu olarak, 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz faaliyetleri içeren Sürdürülebilirlik Raporumuzu sizlerle paylaşmanın heyecanı içindeyiz. Raporda, Grubumuzun sürdürülebilirlik alanındaki etkilerini ve fırsatlarını, GRI Standartları’na uygun bir şekilde ve şeffaflıkla paydaşlarımıza sunmayı amaçlıyoruz. Bu raporda, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne yönelik kaydettiğimiz ilerlemelerin yanı sıra Dünya Ekonomik Forumunun Paydaş Kapitalizmi Göstergeleri’ne uyumlu gelişmelerimize de yer verdik. Raporun hazırlanma sürecinde, ilgili verilerin toplanıp analiz edilmesi, Divan Sürdürülebilirlik Komitesi önderliğinde ve ilgili departmanların katkılarıyla gerçekleştirildi. Bu süreç boyunca SUCSR Kurumsal Sürdürülebilirlik Danışmanlığı’ndan destek aldık.

“Her Paydaşa Saygı” İlkesiyle Yürüttüğümüz Çalışmalarımız, Elde Ettiğimiz Kayda Değer Başarıların Temelini Oluşturdu”

Murat Tomruk: “Bugün Divan olarak, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitlilik temelli gıda ve konaklama kültürünü, çevresel varlıkları koruyan bir üretim yaklaşımı ile sunuyor; insan sağlığına ve onuruna saygı duyarak, nitelikli sosyal gelişim ve ekonomik büyüme ile toplumumuza değer katıyoruz. Sürdürülebilirlik Stratejimizi her alanda hayata geçirme konusundaki kararlı tutumumuz, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize katkıda bulunmanın yanı sıra paydaşlarımızla ilişkilerimizi de güçlendiriyor. Geçtiğimiz yıl yayımladığımız ilk sürdürülebilirlik raporumuzda Divan’ın tarihini, bugüne nasıl ulaştığımızı ve insanlar için taşıdığı anlamı ayrıntılı bir şekilde ele almıştık. Bu raporda ise markamızın köklerine ve oluşturduğumuz değerler sistemine dair bir yolculuk yaptık ve Divan’ın ne ifade ettiğini derinlemesine anlatma fırsatı bulduk” dedi.

Reklam

2023 yılında büyük yatırımlar yaparak, sürdürülebilir bir şekilde büyüme gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Tomruk, sözlerine şöyle devam etti: “Bünyesinde bulunduğumuz Koç Topluluğunun “Geleceğe. Birlikte” mottosunu benimseyerek, “Gelecek İçin Divan’dayız” diyerek, sürdürülebilir bir geleceğin inşasına liderlik etme sorumluluğumuzu gururla taşıyoruz. “Her Paydaşa Saygı” ilkesiyle yürüttüğümüz çalışmalarımız, elde ettiğimiz kayda değer başarıların temelini oluşturdu. Bu ilke, insanlarımızı güçlendirme, kültürümüzü zenginleştirme, topluluklarımıza pozitif etkiler sağlama ve daha sürdürülebilir iş birimlerine sahip olmamızda olağanüstü bir etki yarattı. Her adımda, paydaşlarımızın bize verdikleri destek ve önemle, sürdürülebilir başarı yolculuğumuzu birlikte şekillendiriyoruz. Divan olarak, büyümenin doğru şeyi yapmakla içsel bir şekilde bağlantılı olduğuna inanıyoruz.”

Kazandığımız Bu Ödüller Bizlere Büyük Gurur Veriyor 

Liderlik kadromuzda cinsiyet dengesini artırma, temsil edilmeyen grupları destekleme, kapsayıcılığı teşvik etme ve insan haklarına saygı gösterme çabalarımızla önemli ilerlemeler kaydediyoruz. Bu ilerlemelerin bir kanıtı olarak, Kincentric’in düzenlediği “Best Employers 2023” programı kapsamında sektöründe “Türkiye’nin En İyi İş Yeri” seçildik. Ayrıca Happy Place To Work Danışmanlık Şirketi iş birliğiyle yapılan “Happy Place to Work – Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Araştırması” sonucunda, konaklama sektöründe “Türkiye’nin En Mutlu İşyeri” olmaya hak kazandık. Değerlendirmelerde kazandığımız bu ödüller bizlere büyük gurur veriyor.

“Sektördeki Pozisyonumuz, Hedeflerimize Ulaşmada Kaydettiğimiz İlerlemenin Bir Yansımasıdır”

Toplam misafir sayılarının yüzde 8’lik artışla toplamda 4.772.403 kişiye ulaştığına değinen Murat Tomruk, “Yiyecek-içecek-perakende sektöründe yüzde 7, catering hizmetlerimizde yüzde 13, otellerimizde yüzde 8,3, otel yemeği ve içecek (Y&I) ünitelerimizde yüzde 11,3, topluluk dışı özel gün organizasyonlarında yüzde 6,2 ve online hizmetlerimizde ise yüzde 10,6’lık bir artış kaydederek, geniş bir misafir kitlesinin ihtiyaç ve beklentilerine başarıyla yanıt verdiğimizi ve sürdürülebilir büyüme eğilimimizi kanıtladık. Bu durum hizmetlerimizin geniş bir kitle tarafından benimsendiğini ve sektördeki pozisyonumuzun güçlendiğini gösteriyor ve stratejik hedeflerimize ulaşmada kaydettiğimiz ilerlemenin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Raporlama dönemimizde, Divan Taşdelen Üretim tesisimizde kurumsal müşteri sayımızda bir önceki yıla göre yüzde 18’lik bir artış yaşayarak, hizmetlerimizin ve ürünlerimizin kurumsal alanda giderek daha fazla tercih edildiğini memnuniyetle gözlemledik” diye konuştu. 

Hedef, 2050’ye Kadar Karbon Nötr Olmak

Sürdürülebilirlik vizyonlarının merkezinde karbon nötr olma ve karbon nötr konaklama stratejileri bulunduğuna değinen Murat Tomruk, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede üzerlerine düşen sorumlulukların bilincinde olduklarına dikkat çekti. Tomruk sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle, 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefimize ulaşma yolunda attığımız adımları paylaşmaktan heyecan duyuyoruz. Divan Grubu olarak, karbon ayak izi azaltma çabalarımız ve bu alanda misafirlerimize sağladığımız bilgilendirme hizmetleri, sürdürülebilirlik taahhütlerimizin somut bir yansımasını oluşturuyor. ‘Gelecek İçin Divan’dayız mottosundan hareketle misafirlerine karbon nötr konaklama imkânı sunacak olan Divan Grubu yeni projesini; Divan İstanbul, Divan Bodrum, Divan Çukurhan, Divan Ankara, Divan İstanbul City ve Divan Bursa otellerinde başlattı.

Reklam

Karbon nötr konaklama ve karbon nötr etkinlik düzenleme seçenekleri de sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunma yolunda attığımız önemli adımlardan ikisi. Bu yöntem, misafirlerimizin konaklama ve etkinliklerinden kaynaklanan karbon emisyonlarını nötrlemesine olanak sağlıyor. Misafirlerimiz, destek verecekleri ofsetleme projesi sayesinde iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol oynayacak. Sürdürülebilirlik çabalarımızın, sektörel sınırların ötesinde, uluslararası standartlarla da uyumlu olması, bizim için büyük bir önem taşıyor. Bu uyum, şirketimizin iç ve dış yapılarında hizalanmayı ve entegrasyonu teşvik ediyor.

Divan Grubu’nun 2023 Sürdürülebilirlik Raporu’na erişim için: https://www.divan.com.tr/divan-grup-surdurebilirlik-raporu-2023

Kaynak: HORECA Trend ve Divan Grubu

Devamını Oku

Sürdürülebilirlik

Pınar’dan Sürdürülebilir Doğa Korumasına Tam Destek! 

Türkiye’nin ilk ambalajlı su markası Pınar Su ve İçecek, çevre odaklı sosyal sorumluluk çalışmaları ile 5 Haziran Dünya Çevre Günü’ne dikkat çekiyor. Pınar, ambalaj atıklarının kaynağında azaltılmasını odağına alan atık yönetimi yaklaşımıyla tonlarca plastiğin doğaya karışmasını önlerken atık su miktarını azaltıyor, “ecoDrone’larla tohum atışı” ile orman varlığını artırma çalışmalarının içinde yer alarak, iklim krizinin engellenmesine yönelik sosyal girişim ecording’in çalışmalarına katkı sağlıyor. 

Yayınlandı

on

Özellikle son dönemde iklim kriziyle birlikte yaşanan çevresel sorunlar, yakın gelecekteki en büyük tehditlerden biri olarak görülüyor. Çevrenin korunması, dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla 5 Haziran, “Dünya Çevre Günü” olarak anılıyor. Türkiye’yi 1984 yılında ambalajlı su ile tanıştıran Pınar Su ve İçecek; bu önemli güne dikkat çekmek üzere son dönemde gerçekleştirdiği çevre odaklı projelerinin sonuçlarını ve sosyal sorumluluk çalışmalarını paylaştı. Firma sadece 2023 yılında 8,3 ton plastiğin kaynağında azaltımını sağlarken, toplam atık su miktarında bir önceki yıla göre yüzde 8, birim üretim başına ise yüzde 8,6 düşüş elde etti. 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında ecording ile iş birliği kapsamında ecoDrone’lar aracılığıyla 25 bin tohum toprakla buluşturuldu.

25 Bin Tohum Toprakla Buluşturuldu 

22 Mart Dünya Su Günü kapsamında gerçekleştirdiği iş birliği ile de sürdürülebilir doğa, temiz su kaynaklarının korunması ve iklim krizinin önlenmesi yönündeki çalışmalara katkı sağlayan Pınar, küresel iklim krizine karşı sürdürülebilir, inovatif ve teknolojik çözümler geliştiren bir sosyal girişim olan ecording ile yaptığı iş birliği kapsamında; tohum topu atışı gerçekleştirdi. Proje kapsamında Muğla ve civarında 25 bin adet kızılçam ve karaçam tohumunun toprakla buluşturulması sağlandı. 1.000-1.200 rakıma kadar kızılçam, 1200’ün üzerindeki rakımlarda ise karaçam tohumları kullanıldı.     

8,3 Ton Plastiğe Kaynağında Müdahale Edildi

Pınar Su ve İçecek, teknolojik yatırımlar ve Ar-Ge çalışmaları sonucunda 2023 yılında, yüksek hacimli pet ürün grubunda bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,4 oranında plastik azaltmayı başardı. Bu çalışmanın hayata geçirilmesi ile 2023 yılında yalnızca bir ürün grubunda 4,7 ton plastik azaltımı sağladı. Bunun yanında; 2023 yılında içecek grubunda birim ürün başına yüzde 15,1 ila yüzde 24,2 oranında daha az plastik kullanılırken; özellikle su grubunda birim ürün başına kullanılan miktar yüzde 7,9 ila yüzde 23,2 oranlarında azaltıldı. Bu çalışmaların sonucunda toplamda 8,3 ton plastiğin kaynağında azaltımı sağlandı. Aynı zamanda, ürün paletlerinde separatör olarak kullanılan kağıt kökenli malzemelerde yapılan değişiklikler ile belirli ürün gruplarında, kağıt malzeme kullanımı palet ürün başına yüzde 4 azaltıldı.

Toplam Atık Su Miktarı Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 8 Düşürüldü

Reklam

Öte yandan kurulduğu günden bu yana su kaynaklarının sürdürülebilir olması için koruma-kullanma dengesini gözeten ve çoklu su kaynağı yönetimi, kayıp/kaçak su oranlarının azaltılması, atık suların geri kazanımı, su verimliliğinin artırılmasına yönelik projeler ve üretim zinciri boyunca kirleticilerin suya karışmasının önlenmesi yönünde birçok çalışma hayata geçiren Pınar Su ve İçecek; 2023 yılı toplam atık su miktarını bir önceki yıla göre yüzde 8, birim üretim başına ise yüzde 8,6 düşürdüğünü açıkladı. Tesislerinin tümünde her yıl devam ettirilen ve yeni geliştirilen iyileştirme projeleri sonucunda atık su miktarı bir önceki yıla kıyasla; Aydın’daki tesiste toplamda yüzde 24,7, Bursa’daki tesiste toplamda yüzde 1,3, Sakarya’daki tesiste ise toplamda yüzde 14,6 oranında azaltıldı. Birim ürün başına atık su miktarı azaltımı ise Aydın’daki tesiste yüzde 18,2, Bursa’daki tesiste yüzde 4,7, Sakarya’daki tesiste ise yüzde 21 oranında gerçekleşti.

Pınar Su & İçecek Hakkında

1984 yılında Yaşar Holding çatısı altında temelleri atılan %100 Türk sermayeli Pınar Su & İçecek, Pınar Şaşal markasıyla Türk tüketicisini ilk kez ambalajlı suyla tanıştırdı. Yıllar içerisinde attığı stratejik adımlarla farklı içecek kategorilerinde portföyüne yeni ürünler ekleyen marka, bu adımlarla pazardaki konumunu daha da güçlendirdi. NSF (Amerika menşeili Ulusal Sağlık Kuruluşu) tarafından onaylanan ilk Türk su markası olarak bugün 30’a yakın ülkeye ihracat yapan Pınar Su & İçecek, sürekli geliştirilen teknolojik altyapısıyla mevcut ve yeni içecek kategorilerinde yakaladığı tüketici memnuniyetini en üst seviyeye taşımak amacıyla sektöre yön veren, sürdürülebilirlik odağındaki yenilikçi çalışmalarına tüm hızıyla devam etmektedir. Sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında “Enerji ve İklim Değişikliği”, “Su Kullanımı ve Atık Su Yönetimi”, “Atık Yönetimi”, “Sağlık ve Güvenlik” ve “Toplumsal Katkı” olmak üzere kendisine beş öncelikli alan belirleyen Pınar Su ve İçecek, “Sıfır Atık Belgesi”ne sahiptir.

ecording Hakkında

ecording; küresel iklim krizine karşı sürdürülebilir, inovatif ve teknolojik çözümler geliştiren sosyal girişimdir. İnsansız hava araçları ecoDrone’lar ile küresel iklim krizine karşı öncelikli ulaşılması zor alanlara tohum ve tohum topu atışları gerçekleştirerek, ormanlaştırma ve biyoçeşitlilik çalışmalarına destek verir. Geliştirdiği mobil uygulama ecordingApp ile bireylere sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları kazandırır. ecordingApp, oyunlaştırma ve ödüllendirme yöntemiyle, insanların günlük hayatlarında uygulayabilecekleri ve çevreye duyarlı faaliyetlerin alışkanlık haline dönüşmesini amaçlar. 2030’a kadar ecording; 7 teknolojik çözüm ürünüyle, 5 farklı kıtada iklim krizi mücadelesini güçlendirmeyi hedefler.

Kaynak: HORECA Trend ve Pınar Su & İçecek

Reklam
Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com