Kızılderililerin Sağlık Sırrı: Aronya Meyvesi | HORECA TREND
Takip edin!

Meyveler

Kızılderililerin Sağlık Sırrı: Aronya Meyvesi

Aronya bitkisi kışın zorlu şartlarında hastalıklara karşı koruyor. Kızılderililerin de bu meyveden yararlandıkları söyleniyor. 

Yayınlandı

on

Aronya meyvesi, son yıllarda sağlık üzerine olan faydaları ile tüm dünyada gündeme gelmiştir. Ana vatanı Kuzey Amerika olan ve Türkiye’de de yetiştirilen aronya, en güçlü antioksidan kaynaklarından biri olarak gösteriliyor ve bu özelliği ile “süper meyve” olarak anılıyor.

Aronya, çok eski dönemlerden beri farklı coğrafyalarda bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklarla savaşmak için tercih edilen bir meyvedir. Öyle ki Kızılderililerin, kışın zorlu şartlarında hastalıklara karşı dirençli kalmak ve bağışıklıklarını korumak için aronya meyvesinden yararlandıkları biliniyor.

Aronya Meyvesinin Faydaları

Güçlü Bir Antioksidan Kaynağı

Aronya meyvesi, diğer tüm meyvelere oranla çok daha yüksek antioksidan miktarı ile dikkat çekmektedir. Antioksidanlar, vücutta serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önler ve genel sağlığı destekler. Aronya, yüksek C vitamini oranı, polifenoller, antosiyaninler ve proantosiyanidinler gibi birçok bileşiği bünyesinde barındırır. Bu bileşikler, bağışıklık sistemini güçlendiren ve hastalıklarla mücadelede etkili olan önemli maddelerdir.

Antiviral ve Antiinflamatuar Etkiler

Aronya, antiviral ve antiinflamatuar etkinliği sayesinde soğuk algınlığına karşı kalkan vazifesi görür ve hastalığın sebep olduğu belirtilerin hafiflemesine destek olur. Yapılan çalışmalar, aronyanın viral enfeksiyonlarda virüslerin hücreye tutunmasını ve çoğalmasını engellediğini göstermektedir. Bu özellikleri, aronyanın soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde etkili bir seçenek olmasını sağlar.

Reklam

Bağışıklık Sistemini Destekler

Aronya, bağışıklık sistemini destekleyerek soğuk algınlığı ve gribin önlenmesi ve hastalık belirtilerinin hafifletilmesinde potansiyel etkinliğe sahiptir. Aronyanın içerdiği yüksek miktarda antioksidanlar, bağışıklık hücrelerinin işlevini artırarak vücudun hastalıklara karşı dirençli kalmasını sağlar. Özellikle kış aylarında, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için aronya tüketimi önemlidir.

Aronya Meyvesinin İçeriği ve Etkileri

Yüksek C Vitamini Oranı

Aronya meyvesi, yüksek C vitamini içeriği ile bağışıklık sistemini destekler. C vitamini, vücudun enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmalarını güçlendirir ve soğuk algınlığı belirtilerini hafifletir. Ayrıca, C vitamini kollajen üretimini artırarak cilt sağlığını korur ve yara iyileşmesini hızlandırır.

Polifenoller ve Antosiyaninler

Polifenoller ve antosiyaninler, aronyanın antioksidan kapasitesini artıran bileşiklerdir. Bu bileşikler, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi azaltarak hücre hasarını önler. Antosiyaninler, özellikle kalp sağlığı üzerinde olumlu etkilere sahiptir ve kan basıncını düzenleyerek kardiyovasküler hastalık riskini azaltır.

Proantosiyanidinler

Reklam

Proantosiyanidinler, aronyada bulunan güçlü antioksidan bileşiklerdir. Bu bileşikler, damar sağlığını koruyarak kan akışını iyileştirir ve inflamasyonu azaltır. Proantosiyanidinler, aynı zamanda bağışıklık hücrelerinin işlevini artırarak enfeksiyonlarla mücadelede etkilidir.

Aronya Tüketimi ve Kullanım Alanları

Taze ve Donmuş Meyve Olarak

Türkiye’de bu süper gıdadan faydalanmak isteyen tüketiciler, kış başında marketlerde aronyayı taze ya da donmuş meyve reyonlarında bulabilirler. Taze aronya, doğrudan tüketilebileceği gibi yoğurt, smoothie ve salatalara eklenerek de kullanılabilir. Donmuş aronya ise yıl boyunca saklanabilir ve istenilen zaman tüketilebilir.

Aronya Ekstraktı ve Bağışıklık Destek Ürünleri

Aronya ekstraktı içeren bağışıklık destek ürünleri de eczanelerden temin edilebilir. Bu ürünler, yoğun antioksidan içeriği sayesinde bağışıklık sistemini destekler ve hastalıklara karşı koruma sağlar. Aronya ekstraktı, kapsül, toz veya sıvı formda bulunabilir ve günlük takviye olarak kullanılabilir.

Aronya ve Sağlıklı Yaşam

Soğuk Algınlığı ve Grip Önlenmesi

Aronya, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde etkili bir rol oynar. Antioksidan, antiviral ve antiinflamatuar özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalık belirtilerini hafifletir. Kış aylarında düzenli aronya tüketimi, sağlıklı kalmak için önemli bir adımdır.

Reklam

Kalp Sağlığını Destekler

Aronya, kalp sağlığını destekleyen önemli bileşikler içerir. Polifenoller ve antosiyaninler, kan basıncını düzenleyerek kardiyovasküler hastalık riskini azaltır. Ayrıca, proantosiyanidinler damar sağlığını koruyarak kan akışını iyileştirir ve inflamasyonu azaltır. Bu özellikler, aronyanın kalp sağlığını korumada etkili bir besin olmasını sağlar.

Cilt Sağlığına Katkıları

Aronya, yüksek C vitamini içeriği sayesinde cilt sağlığını da destekler. C vitamini, kollajen üretimini artırarak cildin elastikiyetini korur ve yaşlanma belirtilerini geciktirir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu cilt hasarını önler ve cildin genç kalmasını sağlar. Aronya tüketimi, cilt sağlığını korumak ve iyileştirmek için doğal bir yöntemdir.

Sonuç

Aronya meyvesi, güçlü antioksidan etkileri ve sağlık faydaları ile dikkat çeken bir süper meyvedir. Bağışıklık sistemini güçlendiren, hastalıklarla mücadelede etkili olan ve genel sağlığı destekleyen aronya, özellikle kış aylarında vazgeçilmez bir besin kaynağıdır. Taze ya da donmuş olarak tüketilebileceği gibi, aronya ekstresi içeren bağışıklık destek ürünleri ile de sağlık yararlarından faydalanmak mümkündür. Sağlıklı bir yaşam için aronyayı beslenme rutininize dahil etmek önemli bir adımdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Aronya meyvesi nedir?
Aronya meyvesi, Kuzey Amerika kökenli, yüksek antioksidan içeriği ile bilinen bir süper meyvedir.

Aronya meyvesinin sağlık faydaları nelerdir?
Aronya, bağışıklık sistemini güçlendirir, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıkları önler, kalp sağlığını korur ve cilt sağlığını destekler.

Reklam

Aronya nasıl tüketilir?
Aronya, taze veya donmuş meyve olarak doğrudan tüketilebilir. Ayrıca, aronya ekstraktı içeren bağışıklık destek ürünleri de kullanılabilir.

Aronya meyvesinin içeriği nedir?
Aronya, yüksek C vitamini, polifenoller, antosiyaninler ve proantosiyanidinler gibi güçlü antioksidan bileşikler içerir.

Aronya, bağışıklık sistemini nasıl destekler?
Aronya, antioksidan ve antiviral özellikleri sayesinde bağışıklık hücrelerinin işlevini artırarak vücudun hastalıklara karşı dirençli kalmasını sağlar.

Aronya ekstresi nedir ve nasıl kullanılır?
Aronya ekstresi, yoğun antioksidan içeriği ile bağışıklık destekleyici bir üründür. Kapsül, toz veya sıvı formda bulunabilir ve günlük takviye olarak kullanılabilir.

Aronya meyvesi, sağlığınızı korumak ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için mükemmel bir seçenektir. Kış aylarında bu süper meyveden faydalanarak hastalıklara karşı dirençli kalabilirsiniz.

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Reklam

Not: Sağlıklı Beslenme kategorisinde daha fazla içeriğe ulaşmak için HORECA TREND’in “Sağlıklı Beslenme” kategorisini inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Meyveler

D Vitamini Hangi Gıdalarda Bulunur? Canan Karatay Açıkladı…

Prof. Dr. Canan Karatay, “Karatay Sözü” ismini verdiği YouTube kanalı üzerinden “KANDA D VİTAMİNİ DEĞERİ NE OLMALI? başlıklı bir video yayınladı. Karatay, D vitaminin bulunduğu meyve ve sebzeleri açıkladı…

Yayınlandı

on

Yazar:

Prof. Dr. Canan Karatay, D Vitamini hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

D vitamini toksitesi diye bir şeyin hiçbir çalışmada görülmediğini açıklayan Prof. Dr. Canan Karatay, “D vitamini toksitesi diye bir şey görülmemiştir. Hiçbir çalışmada da gösterilmemiştir. Gün ışığından aldığımız gibi yiyecekler de çok önemli. Yiyecekler efendim. Hayvansal yağlar, iç organlarda da çok fazladır. Balıkta çok fazladır. Bunlar çok önemlidir. D vitamini aynı zamanda yağlarda da vardır. D vitamini yağda eriyen bir vitamindir. Yağsız yediğimiz zaman vitamini alsak bile hiçbir faydası yoktur. Onun için hakikaten sağlıklı tereyağı, köy tereyağı. Sağlıklı zeytinyağı ve omega3 mutlaka almamız lazım. Hakikaten yağı vücudumuza sokmamız lazım. Yalnız şunu da belirtmek istiyorum. Bilhassa yağ fazla olan kişilerde D vitamini yağı da eridiği için gidiyor. Yağ hücresine oturuyor. Yağ hücresinde oturduğu sürece de kanda dolaşım olmadığı için kesinlikle yükselmiyor. Ne kadar alırsanız alın, kilolu kişilerde yükselmiyor.” dedi

D Vitaminini Yükseltmek İçin İnsülin Direnci Kırılmalı

Kilolu kişilerde insülin direnci olduğunu dile getiren Prof. Dr. Canan Karatay, “Leptin direnci olan kişilerdir. İnsülin direncini de kırmak için düşük glisemik indeksli yiyecekler tüketeceğiz. Düşük glisemik indeksli dediğimiz yiyecekler. Bir şey yediğimiz zaman ağzımıza koyduğumuz zaman pankreasımızdan insülin salgılatmayan veya insülini az salgılatan yiyeceklere düşük indeksli yiyecekler diyoruz. Bunun başında proteinler geliyor. Sağlıklı doğal proteinler geliyor. Kırmızı et. Yağ sıfır glisemik indeksi, yumurta çok önemli. Yoğurt, tereyağı. Bütün bunlar sıfır. Tabii kompleks karbonhidratlardan da fasulye. Kuru fasulye çok önemli. Fındık, fıstık çok önemli. Ceviz çok önemli. Bütün bunların hakikaten glisemik indeksi düşük olduğu için insülin direncini kırar. İnsülin direnci kırılınca da vitamin değeri yavaş yavaş yükselmeye başlar. Yani bu bir bütün görüyorsunuz ki insülin direnci, leptin direnci, D vitamini azlığı, büyüme hormonu azlığı. Bütün bunlar hepsi interaktif şekilde birbiriyle alakalı, ilgili. Başta insülin direncini kırmamız lazım. Insülin direncini kırmamız için de yürümek çok önemli dans etmek çok önemli ve düşük glisemik indeksli yiyecekler yiyerek tok olarak dolaşmak çok önemli.” diye konuştu.

D Vitaminini Yüksek Tutmak İçin Spor Yapılmalı

Spor yapmanın vücuttaki d vitaminini yüksek tuttuğunu hatırlatan Prof. Dr. Canan Karatay şunları söyledi, “Yürümek çok önemli ama deli danalar gibi koşmak değil. Çünkü kilolu kişilerde veya zayıf kişilerde, devamlı koştuğumuz zaman bilin ki ileri yaşlarda dizlerde ağrı gelişiyor. Devamlı koştuğumuz zaman veya deli danalar gibi koştuğumuz zaman ağrılar oluyor, diz ağrıları oluyor. Adale ağrıları oluyor. Yaptığımız her sporda mikro yırtılmalar meydana gelir adalelerde. Bu adaleler ağrı yapar. Bu adalelerin tekrar yapılanması için vitamine ve kolesterole ihtiyaç vardır. Bunlardan korkmayacağız. En başta hepsini içeren kolajen. Kelle paça işe yarar. Çünkü kelle paçada hem mineraller, hem kolajen, hem de doğal yağı vardır. Vücudun yapılanması için gereken her türlü faktör onda bulunmaktadır. Kolesterolün yükselecek diye korkmayın. Kolesterol olmadan vücut toparlayamaz.”

Reklam

 

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Devamını Oku

Meyveler

Mucizevi Doğal Hazine: Glutatyon Nedir?

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salim Balin glutatyon hakkında bilgiler sundu.

Yayınlandı

on

Yazar:

İnsan vücudunda birçok hücre tarafından sentezlenen mucizevi bir doğal hazine olan glutatyon, son yıllarda adını sıkça duyuruyor. Glutatyonun sebep olduklarına bakıldığında vücudun temizlik görevlisi gibidir. Güçlü bir anti-oksidan kaynağı olan glutatyon, bir yandan bağışıklık sistemini güçlendirirken bir yandan da bedende biriken ağır metallerin, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor ve iltihaplanmanın önüne geçiyor.

Kontrol edilmediği takdirde glutatyon; oksidatif stres, diyabet, oto immun hastalıklar (Haşimato Hastalığı vs.), kanser, kardiyovasküler hastalık, Alzheimer, böbrek hastalığı ve daha fazlası dâhil olmak üzere çok sayıda sağlık sorununa ve kronik hastalığa sebep olabilmekte. Oksidatif stres ile aklınıza gelebilecek hemen hemen her hastalık arasında bir bağlantı mevcut. Düzenli yemek yapılan bir mutfakta temizlik ne kadar önemliyse hücrelerin temizliği için glutatyon o kadar önemlidir.

Yaşlandıkça vücudunuzun glutatyon üretme yeteneği azalır ve çeşitli hastalıklara ve sağlık sorunlarına karşı daha savunmasız bırakır. Alkol tüketimi, fast-food, junk-food beslenme alışkanlıkları glutatyon seviyelerini hızlıca düşürüyor.

Glutatyon: Mucizevi Doğal Hazine

Glutatyon Seviyesini Doğal Yollarla Artırmak Mümkün Mü?

Kükürt molekülleri içeren glutatyon, kükürt oranı yüksek yiyecekler yoluyla vücuttaki doğal üretimini artırmaya yardımcı olabilir.

Lahana, karnabahar, turp, sarımsak, soğan, yumurta, kuşkonmaz, avokado, ıspanak, bamya, karnabahar, domates, havuç, brüksel lahanası, pırasa, kabak, maydanoz, kırmızı pancar, zerdeçal, tarçın, kakule, keten tohumu, deniz yosunu ve kimyon gibi besinlerin bir kısmı üretimini desteklerken bir kısmı da glutatyon kaynağı açısından zengindir. Bu besin çeşitliliğini sofralarınızdan eksik etmemeni gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Salim Balin, “Yetersiz uyku glutatyon seviyelerini olumsuz etkiler. Düzenli olarak yeterince dinlenmek seviyelerin artmasına yardımcı olabilir. Ayrıca yapılan çalışmalarda orta yoğunlukta (günlük 30 dakika tempolu yürüyüşler) egzersizlerin de glutatyon seviyelerine olumlu katkı sağladığı görülmüştür.” tavsiyelerinde bulundu.

Damar Yolundan Glutatyon Tedavisi

Reklam

Özellikle bazı hastalıklarda süreci keskin bir şekilde yönetmek ve tersine çevirmek için damardan glutatyon desteği alınabileceğini belirten Op. Dr. Balin, “Bu hastalıkların başında şeker hastalığı, parkinson ve alzheimer hastalıkları, Haşimato hastalığı, karaciğer yağlanması gibi durumlarda iv (damardan) alınabilir.” şeklinde konuştu.

Mucizevi Doğal Hazine

Glutatyon artışı için en etkili yöntemin, damar yoluyla tedavisini almak olduğunu dile getiren Balin, “Çünkü ağız yoluyla alınan takviyeler, yeterince işe yaramıyor. Damar yolu takviyesi alırken mutlaka güvenilir merkezlerden almanızı ve Eczacı odaları vasıtasıyla getirtilen glutatyonların kullanıldığına emin olmalısınız. Merdiven altı tabir edilen yerlerde kaynağı belli olmayan ilaçlar kullanılıyor. Bunlardan kesinlikle uzak durulmalı ve uzman bir hekim kontrolünde damardan tedavisi alınmalı.” ifadelerine yer verdi.

 

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Devamını Oku

Meyveler

Kilo Vermeye Yardımcı 8 Gıda

Kilo vermeye yardımcı gıdaları Youtube videosunda derleyen Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu, 8 gıda önerisi sundu.

Yayınlandı

on

Yazar:

Kilo vermeye yardımcı gıdaları Youtube videosunda derleyen Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu, 8 gıda önerisi sundu.

Genetik ve metobolizmanın yalnızca %10 etkilediği kilo vermede, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları çok büyük önem taşır. Hareketli olmanın yanı sıra önemli olan sadece tüketilen miktar değil, besinlerin niteliğidir. Önerilen 8 gıdanın 6’sını kalori değerleri düşük, midenin boşalmasını geciktiren ve tokluk hissi sağlayan lifli gıdalar oluşturmaktadır.

Sebzelerin Kralı Brokoli

Zengin vitamin, mineral ve antioksidan içeriğine sahip olan brokoli, yüksek miktarda proteine sahiptir. Aynı zamanda yüksek oranda lif içerir ve bu lifler sayesinde sindirim sistemini düzenleme,kabızlığı önleme ve bağırsak sağlığını iyileştirme gibi faydalı reaksiyonlar sağlar. Brokoli, birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliğe de sahip olmakla birlikte kalp sağlığını da destekler.

Kilo Vermeye Yardımcı 8 Gıda

“Haftada En Az 2-3 Kez Bir Öğün Sadece Salatadan Oluşmalı.”

2. sırada sağlıklı bir beslenme planının önemli bir parçasını oluşturan salatalar ve yeşillikler bulunur. Salata ve yeşillikler vitamin, mineral, antioksidan ve lif bakımından zengindir. Her türlü salata beslenmemizin ana unsuru olmalıdır ve haftada en az 2-3 kez bir öğün sadece salatadan oluşmalıdır.

Türk Mutfağının Vazgeçilmezlerinden Baklagiller

Reklam

Baklagiller; yani fasulye, nohut ve mercimek de bu listede yer alan önemli bir besin çeşididir. Türk mutfağının vazgeçilmez gıdalarından biri olan baklagiller, yüksek oranda protein, kompleks karbonhidratlar ve lif içerir. Haftada en az 2 gün bu baklagillerden biri sofranızda yer almalıdır. Baklagilleri her zaman yemek olarak tüketmeye gerek yok. Çoğu zaman fasulyeyi bir püre şeklinde veya mercimeği haşlanmış salatalara ekleyebilir veya başka yemeklerin garnitürü olarak kullanabilirsiniz. Ne kadar çok tüketirseniz o kadar fayda sağlar.

Kilo Vermeye Yardımcı 8 Gıda

Lifler Yönünden Çok Zengin Yulaf Ezmesi

Amerika ve Avrupa’da yıllardır önemli bir kahvaltı yiyeceği olarak tüketilen yulaf ezmesi, Türk mutfağında yeni yeni yer almaktadır. Yulaf ezmesinin en önemli özelliği, eriyen ve erimeyen lifler açısından zengin olmasıdır. Özellikle hem midede hem bağırsaklarda jel kıvamında bir kitle oluşturur. Bu jel, bağırsaklarda yağları bir sünger gibi çeker ve emilimlerini azaltır. Bu yolla kanda kolesterol ve yağ oranlarını düşürür, hem de tok tutar.

Erimeyen lifler oldukça faydalı probiyotik bakterilere örnek bir gıdadır. Haftada birkaç gün mutlaka yulaf ezmesi yenilmesini tavsiye eden Prof. Dr. Yörükoğlu; şeker hastası, kalp hastası veya obezite nedeniyle gelen birçok hastaya yulaf ezmesi önerdiğinin de altını çizdi.

Yörükoğlu yanlış tüketilen yulaf ezmesine bir son vermek adına tarif önerisi de sundu: “Bir bardak yulaf ezmesi, bir bardak su, 2-3 parmak süt ve birazcık da hindistan cevizi yağı veya tereyağı bir tencereye eklenerek yulaf ezmesi bir lapa olana kadar 5-6 dakika pişirip bir tabağa koyabilirsiniz. Üzerine yarım muz dilimleyin, lezzetlendirmek için üzerine bir çorba kaşığı kadar pekmez gezdirin ve afiyetle yiyin. Bunun ardından 5-6 saat hiçbir şey yemeyeceksiniz, bunu garanti ederim.”

Kilo Vermeye Yardımcı 8 Gıda

Son Yılların Parlayan Yıldızı Keten Tohumu

Keten tohumu, hem bitkisel omega-3 alfa-linolenik asitten çok zengin hem liflerden hem de kaliteli proteinlerden ve antioksidanlardan çok zengin bir gıdadır. Keten tohumunun günlük 30 gram kadar taze çekilmiş halde gıdalara katılmasının olağanüstü faydalarını gösteren araştırmalar yapılmıştır. Yörükoğlu, “Günde bir çorba kaşığı kadar taze çekilmiş keten tohumunu yoğurda katabilirsiniz, salatalara serpiştirebilirsiniz, çorbaya veya diğer yemeklere serpiştirerek bu süper gıdadan siz de nasibinizi alabilirsiniz.” şeklinde tüketim önerisi de sundu.

“Günde 1 elma doktoru uzak tutar.”

“Eski bir Amerikan atasözü der ki ‘An apple a day keeps the doctor away’ yani tercümesi ‘Günde 1 elma doktoru uzak tutar.’” diyerek başlayan Yörükoğlu, “Elma, bütün meyveler gibi vitamin, mineral ve antioksidanlardan çok zengin ve çok faydalıdır. Ancak elmayı diğerlerinden farklı kılan çok önemli bir özelliği vardır. Elmanın içinde eriyebilen liflerden pektin çok yüksek miktarda bulunur ve bu pektin mide ve bağırsaklarda midenin boşalmasını geciktirir, tokluk hissi verir, yağları bağlar ve probiyotik bakterilerimizin de önemli bir gıdasını oluşturur. Günde bir tane elma yemeyi adet haline getirin.” şeklinde konuştu.

Reklam
Kilo Vermeye Yardımcı 8 Gıda

Yağ Yakıcı Özelliğe Sahip Yeşil Çay

Yeşil çay, siyah çaya göre fermente edilmemesi gereğiyle antioksidan yüzdesi çok daha yüksek bir içecektir. Yeşil çay, metabolizmayı hızlandıran ve yağ yakıcı özelliği olan EG-CG olarak kısaltılan çok önemli bir antioksidan içerir. Günde içilen 3-5 çaydan biri mutlaka yeşil olmalı.

İştahınızı Bastırmak İçin Acı Biber

Tüm biberlerin çok yüksek oranda vitamin, mineral ve antioksidan içerdiği yıllardır biliniyor. Acı biberin ekstra bir etkisi olduğu son yıllarda daha iyi anlaşılmaktadır. Karotenoid grubundan bir antioksidan olan capsaicin, diğer antioksidanlardan farklı olarak 3 tane önemli özelliği vardır: Metabolizmayı hızlandırır, yağ yakılmasını tetikler ve iştahı baskılar. Acı biberi taze olarak, toz veya pul biber şeklinde uygun olan tüm gıdalara az da olsa serpiştirmek çok büyük fayda sağlar.

 

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Reklam
Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com