Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor | HORECA TREND
Takip edin!

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite obezitenin ilacı oluyor

Obezitenin ülkemizde ve dünyada giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını söyledi.

Yayınlandı

on

İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 22 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada önemli bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyle mücadelede yapılması gerekenlere dikkat çekti.

Prof. Dr. Alphan, obezitede birinci tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliği olduğunu söyledi.

Obezite Dünyada Yaygınlaşan Bir Halk Sağlığı Sorunu

Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre obezitenin, “vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ depolanması” olarak tanımlandığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite, dünyada ve ülkemizde giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Küresel açıdan epidemik boyuta ulaşan obezite, farklı etnik özellikteki tüm toplumlarda yaygındır. Günümüzde çevresel faktörler, genetik yatkınlık, kültürel, sosyo-ekonomik etkenler ve insan davranışları arasındaki karmaşık etkileşimlere bağlı olarak obezite insidansında değişiklikler olabilir” dedi.

2035’e Kadar 3,3 Milyar Yetişkinin Etkilenmesi Bekleniyor

DSÖ verilerine göre, tüm dünyada fazla kiloluluğun ve obezitenin prevalansının son 50 yıldır giderek arttığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2008 yılında 18 yaş ve üzeri obez ve aşırı kiloluların sayısı 1,8 milyar iken, 2020 yılında 2,2 milyardan daha fazla yetişkinin fazla kilolu ya da obez olduğu bildirilmiştir.  2035 yılına kadar yaklaşık 3,3 milyar yetişkinin obeziteden etkilenebileceği varsayılıyor. 2020’de yetişkinlerde obezitenin yüzde 42 olduğu belirtilirken, 2035’te ise yüzde 54’ünün obez olacağı tahmin ediliyor” dedi.

Obezite Çocuk ve Gençlerde de Artış Gösteriyor

Obezitenin çocuk ve gençlerde de benzerlik gösterdiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “5 ila 19 yaş arası gençlerde 1990’da sadece yüzde 8 olan bu oranın 2022 yılında yüzde 22’ye yükseldiği belirtilirken, 2035 yılında ise yüzde 39’un üzerine çıkması bekleniyor” diye konuştu.

Reklam

Pek Çok Hastalığın Sebebi Obezite

Obezitenin önemli sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “DSÖ’nün veri tabanına göre; obezite Avrupa’daki yetişkinlerde hipertansiyonun yüzde 55’inin, kalp hastalıklarının yüzde 35’inin, Tip 2 diyabetin yüzde 80’inin sorumlusudur ve bunların her yıl 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanmaktadır” diye konuştu.

Türkiye’nin obezite oranı açısından dünyada 17’nci, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “2024 yılına gelindiğinde Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 32,1’inin obez, yüzde 34,6’sının ise fazla kilolu olduğu, toplamda ise bu oranının yüzde 66,7 ye ulaştığını söylemek mümkün.  Türkiye’de obeziteye ilişkin hastalıklardan olan diyabet, koroner kalp hastalığı, felç ve kanserden 2,4 milyon kişinin etkilendiği DSÖ-2024 raporunda belirtilmiştir” dedi.

Obezite Hastalık Riskini Artırır, Yaşam Kalitesini Olumsuz Etkiler

Obezitenin birçok sağlık sorununa neden olduğunu veya var olan sorunları şiddetlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obezite, kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, inme (felç), bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, eklem ve kemik hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, depresyon, kısırlık, cinsel işlev bozuklukları, cilt hastalıkları gibi hastalıkların riskini arttırır. Obezite ayrıca yaşam kalitesini ve süresini de olumsuz etkiler” uyarısında bulundu.

Obezitede Altta Yatan Faktör Tedavi Edilmeli

Obezitenin sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede geliştiğini kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Enerji alımının artması ve enerji harcanmasının azalması ile dokularda yağ birikimi olur. Fakat sadece beslenme durumu düzeltilerek obezite tedavisi mümkün değildir. Obezitenin nedenleri genetik faktörler, hormonal nedenler, bazı hastalıklar, çeşitli ilaçların kullanımı, uyku bozuklukları (vardiyalı çalışma), çevresel, psikolojik, sosyo-ekonomik faktörler, iklim değişikliği şeklinde sayılabilir. Öncelikle obeziteye neden olan altta yatan faktörün tedavi edilmesi gereklidir. Obeziteye neden olan pek çok faktörün varlığından dolayı obezitenin tedavisi de oldukça zordur” diye konuştu.

Obeziteyle Mücadele Çok Yönlü Olmalı

Obeziteyle mücadelenin çok yönlü olması gerektiğini belirtenProf. Dr. M. Emel Alphan, “Obezitenin önlenebilmesi için bireylerin, bireyleri oluşturan ailenin ve dolayısıyla bütün toplumun sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak hareketli olması için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hem sağlıklı beslenmenin hem de hareketli olmanın davranış biçimine dönüştürülmesi gerekir. Bunu başarmak çok zordur. Bütün toplumlarda obezite ile mücadele programları vardır ama obezite ile ilgili belirlenen hedefe ulaşmanın gerçekten çok zor olduğu hemen hemen bütün toplumlarda giderek artan obezite prevalansından anlaşılmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı Yetişkin ve Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi ve Fiziksel Aktivite Eylem Planları yapılıp raporlar yayınlanmaktadır” dedi.

Obezitede Tedavi Yöntemi: Beslenme ve Hayat Tarzı Değişikliği

Obezitede tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Aslında obezitedeki birinci tedavi yöntemi de bu raporlardan anlaşılacağı üzere, sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliğidir” dedi.

Reklam

Kaynak: HORECA TREND ve Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlıklı Beslenme

TTB’den Aşırı Sıcaklara Dikkat Uyarısı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) aşırı sıcak hava nedeniyle uyarılarda bulundu. yapılması gerekenleri sıraladı.

Yayınlandı

on

Yazar:

TTB, “aşırı sıcaklar, sıcak çarpması, ısı senkopu, ısı krampları gibi sıcakla doğrudan ilişkili bir dizi hastalığa neden olabilir. Coğrafi konumu nedeniyle aşırı sıcaklar açısından riskli olan ülkemizde halkımızın bu duruma hazırlıklı olması ve toplumsal önlemlerin alınması çok önemlidir. Sıcak havalarda herkesin risk altında olduğu unutulmamalıdır. Yaşlılar, bebekler ve çocuklar, hamileler, engelli bireyler ve açık havada çalışanlar ise sıcak havadan daha fazla ve hızlı etkilenebilir” açıklaması yaptı.

Sıcak havalardan korunmak için TTB Önerilerde bulundu

-Günlük su tüketimi 2,5-3 litre düzeyinde tutulmalı,

-Alkol ve kafeinli içecek tüketimi sınırlandırılmalı,

-Şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalı,

-Vücut mümkün olduğunca serin tutulmalı,

Reklam

-Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkılmamalı,

-Kapalı alanlar günün en serin saatlerinde havalandırılmalı,

-Pamuklu gibi serin tutan hafif giysiler tercih edilmeli, •

-İklimlendirme sistemleri talimatlarına uygun şekilde kullanılmalı.

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Reklam
Devamını Oku

Sağlıklı Beslenme

Aşırı Sıcaklarda Beslenme Önerileri

Diyetisyen Mekseliyna Adsız aşırı sıcaklarda nasıl beslenilmesi gerektiği konusunda önerilerde bulundu.

Yayınlandı

on

Yazar:

Aşırı sıcaklarda nasıl beslenmeliyiz ? Diyetisyen Mekseliyna Adsız, yaz sıcaklarında beslenme önerileri sundu.

Haziran ayı sıcaklık normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığı ortamında beslenme konusunda uyarılarda bulunan Diyetisyen Mekseliyna Adsız, aşırı sıcak havalara karşı beslenme önerileri yaptı.

Doğru Beslenme İle Vücut Dengemizi Koruyabiliriz

Adsız, “aşırı sıcaklıklarda doğru beslenme ile sağlığımızı korumak ve vücut dengemizi sağlamak mümkün” diyerek özellikle yaz kızartması geleneğine ara verilmesini, aşırı yağlı ve şekerli besinlerden uzak durulmasını belirtti. Kurban Bayramı’nda hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üstünde olacağını vurgulayan Adsız, aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini söyledi.

Kurban Bayramı’nda Nasıl Beslenmeliyiz?

Diyetisyen Adsız, bayramda sağlıklı beslenme için su tüketimine öncelik verilmesi gerektiğini belirterek, günde 2-3 litre su içmenin önemine dikkat çekti. Vitamin ve mineral açısından zengin olan meyve, sebze ve tahıl ağırlıklı bir beslenme önerdi. Akdeniz diyeti ve zeytinyağlı yemekler, protein grubundan balık, çiğ veya fırında sebze, mevsim meyveleri ve salata tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Reklam

Hangi besinler tüketilmeli?

Aşırı sıcaklarda yoğurt, ayran, cacık gibi içecekler tüketmenin önemini belirten Adsız, soğuk çorbaların da yaz için uygun olduğunu ifade etti. Kızartmalardan uzak durulması gerektiğini belirten Adsız, et tüketiminde ızgara, haşlama veya buğulama yöntemi ile pişirilmiş yağsız etlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Omega-3 kaynağı balığın haftada iki kez tüketilmesi gerektiğini de ekledi.

Tatlı tüketimi ve dikkat edilmesi gerekenler

Tatlı tüketiminde basit şeker içeren, yağ oranı yüksek tatlılardan kaçınılması gerektiğini belirten Adsız, dondurma veya sütlü tatlıların tercih edilmesini önerdi. Öğlen yemeklerinde ise meyveli granola, yoğurt gibi serinletici ve hafif yiyeceklerin tercih edilmesini tavsiye etti.

Akşam saat kaçta yemek yenmeli?

Akşam yemeklerinin en geç 20.00-20.30 saatleri arasında yenmesi gerektiğini belirten Adsız, özel durumlar için küçük öğünler önerdi. Akşam yemeği geç saatlere kalırsa, hafif bir atıştırmalıkla bu sürecin kontrol edilebileceğini söyledi. Ayrıca, alkol tüketimi ile tatlı tüketiminin birlikte yapılmaması gerektiğini vurguladı.

Aşırı sıcaklarda hangi besinler tüketilmemeli!

Reklam

Aşırı sıcaklarda kremalı yemekler ve mayonez gibi ürünlerden uzak durulması gerektiğini belirten Adsız, bu besinlerin çabuk bozulabileceği ve sindirim sistemini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Su tüketimine dikkat edilmeli

Eyyam-ı Bahur sıcaklıkları yaklaşırken, kadınların en az 2 litre, erkeklerin ise 2,5 litre su içmeleri gerektiğini belirten Adsız, egzersiz yapanlar için bu miktarın daha da artabileceğini ekledi. Kronik hastalar ve böbrek hastalığı olan bireylerin susamayı beklemeden su içmeleri gerektiğini vurguladı.

Yaz besinleri serinletici öneriler

Adsız, yaz aylarında tüketilmesi gereken besinler arasında salatalık, ayran, kefir, yoğurt, süt, cacık, soğuk çorba, salata ve zeytinyağlı yemekler olduğunu söyledi. Meyveler arasında ise kavun, karpuz ve çilek önerdi. Ayrıca, sebze suyu detoksları için dereotu, nane, reyhan ve roka gibi yeşilliklerin kullanılabileceğini belirtti.

Ödem Attıran Detoks Kürü Tarifi

Adsız,  haftada iki gün ödem atmak için ananas-limon ödem suyu tarifi verdi. Bu tarifte, maden suyu, limon suyu, ananas, taze nane ve kuru nane gibi malzemelerin blenderdan geçirilerek tüketilmesini önerdi. Adsız, gebelerin ve kronik rahatsızlıkları olan kişilerin bu detoks tariflerini uygulamamalarını belirtti.

Reklam

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Devamını Oku

Sağlıklı Beslenme

Sabri Ülker Vakfı, Yaz Aylarında Gıda Zehirlenmesine Karşı Uyardı

Güvenli olmayan gıdalardan kaynaklı hastalıklar nedeniyle dünya genelinde yılda yaklaşık 600 milyon vaka hastanelere başvuruyor. Bu kişilerden 420 bini yaşamını kaybederken, güvensiz gıdalar, 5 yaş altındaki çocuklar için en büyük tehdidi oluşturuyor. Sabri Ülker Vakfı Beslenme ve Bilimsel İletişim Yöneticisi Uzm. Dyt. Özge Dinç Coşkun, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü vesilesiyle, taze sebze ve meyve çeşitliliğinin arttığı yaz ayları için, temel hijyen kuralları başta olmak üzere tedbir alınması uyarısında bulunuyor.

Yayınlandı

on

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya genelinde, yılda 125 bini 5 yaş altında 420 bin kişi, güvenli olmayan gıdalar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Son tahminler, güvensiz gıdanın etkisinin, düşük ve orta gelirli ekonomilerde her yıl yaklaşık 95 milyar dolar civarında üretkenlik kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor. 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gıda güvenliği, hastalıkların önlenmesi ve sektörler arasında bu konudaki işbirlikçi yaklaşımların tartışılması amacıyla her yıl 7 Haziran’ı Dünya Gıda Güvenliği Günü olarak kutluyor. Güvensiz gıda tüketiminden kaynaklı sorunlara dikkat çekilen uluslararası günün bu yılki sloganı “Gıda Güvenliği: Beklenmedik Durumlar İçin Hazırlık Yap” olarak belirlendi. 

Üretimden Tüketime Her Aşamada Gıda Güvenliği Kritik Öneme Sahip

Sabri Ülker Vakfı Beslenme ve Bilimsel İletişim Yöneticisi Uzm. Dyt. Özge Dinç Coşkun, üretimden hasada, işleme, depolama, dağıtım, hazırlık ve tüketime, gıda zincirinin her aşamasında gıda güvenliğinin kritik önem taşıdığına dikkati çekti. Özellikle, taze meyve sebze çeşitliliğinin arttığı yaz aylarındaki sıcaklıkların, zincirin tüm aşamalarında besin kaynaklı zehirlenmeler için zemin oluşturduğunu belirten Coşkun, gözle görülemeyen bakteri, virüs, parazit veya kimyasal maddelerin bozulmuş gıda ve suyla vücuda girmesiyle bulaşıcı hastalıkların oluştuğuna vurgu yaptı. Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Organik gübre, sulama için kullanılan su, depolama, taşıma için kullanılan kaplar, araçların yüzeylerindeki mikroorganizmalar ile ürünü alanların ellerindeki mikroplar, besin zehirlenmelerine yol açabiliyor. Dünya genelinde her 10 kişiden 1’i, zararlı maddelerin bulaştığı gıdalar nedeniyle hastalanıyor. Bakteriler, virüsler, parazitler veya ağır metallerle kontamine olmuş gıdaların tüketilmesi, 200’den fazla hastalığa neden oluyor. Dünya nüfusunun yüzde 9’unu oluşturan 5 yaşın altındaki çocuklar ise güvenli olmayan gıda tüketimi kaynaklı sorunlardan en fazla etkilenen kesimi oluşturuyor. Bu çocuklar hastalık yükünün yüzde 40’ını taşırken, güvenilir gıdaya erişememe ve yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riski bu yaş grubunda daha yüksek oranlara ulaşıyor.”

Basit Ama Etkili Önlemlerle Hastalıklardan Korunmak Mümkün

Coşkun, gıda güvenliğinin hafife alınmaması gerektiğine, sorunların basit tedbirlerle derinleşmeden önlenebileceğine dikkati çekti. Pişirilmeden tüketilen taze meyve ve sebzelerin temas ettikleri her kalıntıyı vücuda taşıdığını belirten Coşkun, özellikle yaz aylarında dışarıda açık satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmasını önerdi. Coşkun, tüketicilere, mikrobiyolojik kontaminasyondan kaynaklanan risklerin azaltılması için şu önerilerde bulundu: 

Reklam
  • Alışveriş yaparken, taze görünen ve iyi durumda olan meyve ve sebzeleri seçiniz, kötü kokulu, açıkça hasar görmüş veya küflü besinleri satın almayınız.
  • Paket içerisindeki sebzelerde sıvı birikimi, sebzelerin yıkandığını ancak yeterince kurutulmadığını, bu nedenle küflenme riski taşıyabileceğini gösterir. Bu tür ürünleri satın almaktan kaçınınız.
  • Ürünleri eve getirdiğinizde bekletmeden temiz, soğuk (5 °) bir buzdolabına yerleştiriniz.
  • Çabuk bozulma potansiyeli olan, et, yumurta, süt ve balık gibi besinleri açıkta bekletmeyiniz.
  • Elma ve havuç gibi bazı meyve ve sebzeler uzun süre bozulmadan saklanabilir, ancak çoğu ürünün birkaç gün içinde kullanılması gerektiğini unutmayınız.
  • Daha fazla olgunlaşma gerektiren muz, domates veya meyveleri oda sıcaklığında tutmaya özen gösteriniz.
  • Yemeden önce meyve ve sebzeleri bol ve temiz akan suda yıkayınız. Dış yaprakları veya kabukları soyup atınız. Kavun, karpuz, elma veya havuç gibi sert yüzeyli sebze ve meyveler için sebze fırçası kullanınız.
  • Küçük ve daha hassas meyveler için bir kevgir kullanarak durulanmasını sağlayınız ve zarar görmesini en aza indiriniz.
  • Çapraz bulaşı önlemek için, çiğ ürünleri doğradığınız tahta ve bıçağı diğer bir besin için kullanmadan mutlaka iyice yıkayınız.
  • Hazırlanan meyve salatalarını ve diğer kesilmiş ürünleri, servis edilene kadar buzdolabında saklayınız, 4 saatten fazla buzdolabı dışında beklediyse, tüketmeyiniz.

Özge Dinç Coşkun Hakkında

Uzman Diyetisyen Özge Dinç Coşkun, 2016’da Doğu Akdeniz Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü birincilikle tamamladı. Yüksek lisansını da aynı üniversitede yapan Coşkun, uzmanlık unvanını 2018 yılında Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Bölümü’ndeki çalışmaları sonrası kazandı. Aynı yıl içerisinde Sabri Ülker Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ile yürüttüğü Yemekte Denge Eğitim Projesi’nde eğitmen olarak görev yapan Coşkun, 2020’den bu yana Sabri Ülker Vakfı Beslenme ve Bilimsel İletişim Yöneticiliği görevini yürütüyor. Beslenme ve sağlık iletişimi, sporcu beslenmesi ve toplu beslenme hizmetleri ile dijital ve sosyal medya konularında bilimsel yayınları ve eğitim sertifikaları bulunan sağlıklı beslenme ve kilo yönetimi üzerine seminerler veren Coşkun; doktora çalışmaları kapsamında Duygusal Yeme ve Mindfulness araştırmalarına devam ediyor. 

Kaynak: HORECA Trend ve Sabri Ülker Vakfı

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com