Bonna Avrupa Yakası’ndaki İlk Showroom’unu İstoç’ta Açtı! | HORECA TREND
Takip edin!

HORECA Tedarik

Bonna Avrupa Yakası’ndaki İlk Showroom’unu İstoç’ta Açtı!

2014 yılından bugüne Türkiye’nin ilk ve tek HoReCa markası olarak faaliyetlerini sürdüren ve 6 kıtada 100 ülkede otel, restoran ve catering sofralarında şıklık yaratan premium porselen markası Bonna, Avrupa Yakası’ndaki ilk showroomu’nun açılışını yaptı. Bonna, 1000m2’lik alana sahip İstoç Showroom’unda dünya çapında özgün tasarımlarını sergileyecek ve şeflere bir deneyim alanı sunacak.

Yayınlandı

on

1983’te küçük bir seramik atölyesi olarak faaliyetlerine başlayan Kar Porselen’in hayata geçirdiği Türkiye’nin ilk ve tek HoReCa markası Bonna, Avrupa Yakası’ndaki ilk showroomu’nun açılışını yaptıKocaeli Çayırova ve Bilecik Pazaryeri’ndeki 2 tesisinde, yıllık toplam 40 milyon parça ürünü sektörle buluşturan marka, 2021 yılında Anadolu Yakası’nda faaliyete geçen Pendik Showroom’unun ardından İstoç Showroom’unu hizmete açtı.

Mükemmel yeme içme deneyimi vaadini, her geçen gün daha ileri noktaya taşıyan Bonna, ilk günden bu yana benimsediği yenilikçi yaklaşımı, zengin ürün gamı ve premium ürün kalitesini ulaşılabilir fiyatlarla sunma misyonu ile tüm dünyada dikkatleri üzerine çekiyor. Zanaattan sunum sanatına uzanan yolculuğunda adından sıkça söz ettiren premium porselen markası, bugün 6 kıtada 100 ülkeye ihracat yapıyor. Ülkemizde ise Çayırova, Pendik satış noktalarından sonra İstoç Showroom’unda da birbirinden özgün ürünlerini sergilemeye başlayan Bonna’nın tüm koleksiyonları bu üç satış noktasında bir arada görülebiliyor.

Bonna’nın Deneyim Alanı Olacak

Avrupa Yakası’ndaki ilk showroomun açılışından duyduğu mutluluğu iş ortakları ile paylaşan Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan görünürlük ve marka bilinirliği adına çok önemli bir adım attıklarını ifade etti. Önümüzdeki süreçte İstoç Showroom’unu sadece bir satış noktası olarak değil ürünleriyle ve mutfağıyla,  şefler için bir Bonna deneyim alanı haline getireceklerini de açıklayan Aşkan,: “Kurulduğumuz günden bu yana üretim süreçlerinin her bir aşamasında HoReCa sektörünün, sektör profesyonellerinin ve şeflerimizin ihtiyaçlarına odaklandık. Her zaman için yeni fikirlerle birlikte en iyi hammaddeleri ve en yeni üretim teknolojilerini kullanarak sektörü büyütmeyi hedefledik. Bugüne kadar ileriye dönük vizyonumuz sayesinde sektörde her daim yeniliklerin öncüsü olduk. Bu yıl kullanıcılarımızla buluşturduğumuz ve Türkiye’de porselen sektöründe bir ilk olan yapay zekâ destekli koleksiyonumuz Futura, bu vizyonumuzun en iyi göstergesidir”dedi.

İstoç Showroom alanı içerisinde, müşterilerin isteklerine odaklı olarak, ‘projection mapping’ yöntemiyle farklı tasarımda tabakların masada, farklı yemeklerle nasıl görünebileceğini de tasarladıklarını aktaran Aşkan, “Bonna olarak kullanıcımıza hayal ettiği masayı ‘mapping’ yöntemiyle sunuyor, sonuç odaklı çalıştığımızı ve müşteri memnuniyetini bir basamak daha ileriye götürdüğümüzü gösteriyoruz.” diye konuştu.

Ayrıca Bilecik-Pazaryeri ve Çayırova fabrikalarındaki yıllık üretim kapasitelerini 40 milyon parça ürüne çıkardıklarını aktaran Aşkan, 2023 yılı içerisinde 25.000 palet kapasiteli Pazaryeri lojistik merkez yapımı üzerinde çalıştıklarının bilgisini verdi.

Bonna Hakkında

1983’te küçük bir seramik atölyesi olarak İstanbul’da faaliyetlerine başlayan Kar Porselen’in hayata geçirdiği HoReCa markası Bonna, 2014 yılından bu yana otel, restoran ve catering sektörüne yenilikçi çözümler sunuyor. Yerli ve yabancı tasarımcıların imzasını taşıyan ürün koleksiyonlarını kullanıcılara sunan marka, geniş bir ürün gamına sahip. Bonna, bugün 6 kıtada 100 ülkeye ürün ihracatı yaparken, otel, restoran ve kafelerde yeme-içme deneyimini mükemmelleştirmek amacıyla, farklı ihtiyaçlara uygun kişiselleştirilmiş ürün ve çözümler sunarak, kusursuz sofralar yaratıyor. Bonna kullanıcılarına “her defasında en mükemmel sunum” vaat ediyor. Bonna, Kocaeli Çayırova ve Bilecik Pazaryeri bölgelerinde bulunan 2 tesisiyle yıllık toplam 40 milyon parça üzerinde üretim gerçekleştiriyor. Bugüne kadar pek çok ulusal ve uluslararası fuara katılan Bonna, birbirinden özgün koleksiyonları ile AI DESIGN AWARD, IDA DESIGN AWARDS, GERMAN DESIGN AWARD, DNA PARIS AWARD ve DESIGN TURKEY gibi prestijli yarışmalar tarafından ödüle layık görülmüştür.

Kaynak: HORECA Trend ve Bonna

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bitkisel Yağ

Ortak Bildiri: “Zeytinyağında ihracat yasağı hemen kaldırılmalı”

Anadolu topraklarında 200 milyon zeytin ağacı tarihi bir rekolteyi insanlığa sunmak için gün sayıyor.

Yayınlandı

on

Yazar:

Zeytin ağaçları, 2022/23 sezonundaki 422 bin ton zeytinyağı ve 735 bin ton sofralık zeytin rekoltesini tekrarlayacak bir görüntü verirken, 1 Ağustos 2023 tarihinde dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen yasağın 10 aydır kaldırılmaması Türk zeytinyağı sektörünün tepkisini çekiyor. 

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ev sahipliğinde, bir araya gelen Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün kaderini tayin eden 20 kurum, yayınladıkları ortak bildiriyle, tarım ürünlerinde ihracatın üreticilerin sigortası olduğu, üreticilerin elinden sigortasının alınmaması gerektiğini dillendirerek, dökme ve varilli zeytinyağı ihracatındaki yasağın hemen kaldırılması talebinde bulundular. 

20 kurumun imza koyduğu ortak bildiride; “2023/24 sezonunda; Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi’nin belirlediği 185 bin ton rekolte ve bir önceki rekor üretimin olduğu yıldan 170 bin ton devir stoku ve Suriye’den gelen 30 bin tonla beraber 385 bin ton zeytinyağı arzı oluşmuştur. Tahmini 60 bin ton zeytinyağı ihracatı ve 125 bin ton tüketim ile önümüzdeki sezona 200 bin ton zeytinyağı stoku devredecektir. Bu miktar iç piyasanın ihtiyacını rahatlıkla karşılayacağı gibi, ihracat yapılmasına da imkân sağlayacaktır. İspanya ve diğer üretici ülkelerde yaşanan rekolte kayıpları ve ülkemiz üretimindeki artış ülkemizin ihracat yapması için önemli bir fırsat sundu. Dünya fiyatları 10 Avro seviyesindeyken ve bu yüksek fiyatlarla ihracat yapabilecekken fırsat kaçırılmaya devam etmektedir. Zeytinyağı ihracat kısıtlaması zeytinyağlarının uygunsuz koşullarda stoklanmasını ve kalite kaybını beraberinde getirdi. Bu süreçteki kaybımız 400 milyon avro civarında oldu” görüşüne yer verildi. 

Tedbir kararının hiçbir kesime faydası olmadı

Dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen tedbirin iç piyasada fiyatların düşmesi amacıyla alındığına dikkat çekilen açıklamanın devamında; “Tedbir kararı alındığında 180 TL olan zeytinyağı fiyatı düşmek bir tarafa 350 TL seviyelerine çıkmıştır. İhracatımız 2022/23 sezonunda 150 bin ton iken, 2023/24 sezonunda yüzde 70 civarında kan kaybetmiştir. Tedbir kararı nedeniyle zarar gören sadece ihracatçı olmadı. Üretici ürünlerini ihracatçılara satamadığı için üreticilerimizde gelir kaybına uğradı. Her şeyden önce Türkiye ve Türk zeytinyağı ihracatçıları, ihraç pazarlarında itibar kaybetti.”

Türkiye’de, 2024/25 sezonunda 400 bin tonun üstünde rekolte bekleniyor

Türk zeytincilik sektörünün 20 güçlü kurumu ortak bildiride, Türkiye’nin yıllık zeytinyağı tüketiminin 120 bin ton seviyesinde olduğuna dikkat çekerken, 2024/25 sezonuna ilişkin bir projeksiyon ortaya koydular. Açıklamanın devamında şu görüşler dillendirildi; “2024/25 200 bin ton civarı bir stokla giriyoruz. 50 bin ton Afrin zeytinyağını ve beklenen 400 bin tonun üstündeki rekolteyi dikkate aldığımızda 600-650 bin ton zeytinyağı varlığıyla karşı karşıyayız. Bu zeytinyağını koyacak tank kapasitemiz bile yok. Bu şartlarda zeytinyağlarımız hızla değer kaybedecek ve sızma zeytinyağlarımız rafinajlığa dönüşecektir.”

Üreticileri zeytin ağaçlarını kesmek zorunda bırakmamalıyız

Türkiye zeytincilik sektörüne son 25 yılda yaptığı yatırımlarla zeytin ağacı varlığını 200 milyona çıkardığı hatırlatılan bildirinin devamında; “Ağaçlar tam verime geçtiğinde 650 bin ton zeytinyağı ve 1 milyon 200 bin ton sofralık zeytin rekoltesi öngörülmektedir. Bu rekoltenin katma değere dönüşmesi için ihracatçılarımız ve üreticilerimizin teşvik edilmesi büyük önem ve öncelik taşımaktadır. Aksi takdirde 1980’li yıllarda zeytin ağaçlarını kesen üreticilerimiz, içi kan ağlayarak mevcut zeytin ağaçlarını da kesmek zorunda kalacaktır. Üreticileri zeytin ağaçlarını kesmek zorunda bırakmamalıyız” denildi. 

2024/25 sezonunda, dünyadaki üretimin 3,5 milyon ton olacağı öngörüsüne de yer verilen ortak açıklama, “Dünya genelinde de zeytinyağı rekoltesi yüksek olduğu için ihracat fiyatlarının düşmesi söz konusu olacaktır. Tedbir kararı devam ettiği takdirde sektörün tüm paydaşları ve ülkemiz kaybedecektir. Bu nedenlerle, Türk zeytinyağı sektöründe üretici, sanayici, ihracatçı tek ses olarak; “Dökme ve varilli zeytinyağı ihracatındaki tedbir kararı yarına bırakılmadan bugün kaldırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki tarım ürünlerinde ihracat çiftçinin sigortasıdır. Zeytinyağı başta olmak üzere birçok tarım ürününde fiyat istikrarı ihracat sayesinde sağlanmaktadır. Üreticinin sigortası elinden alınmamalıdır” diyoruz denilerek bildiriye son nokta konuldu. 

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin ev sahipliğinde yapılan toplantıda “Dökme ve varilli zeytinyağı ihracatındaki tedbir kararı yarına bırakılmadan bugün kaldırılmalıdır” içerikli bildiriye; “Akhisar Ticaret Borsası, Akhisar Ticaret ve Sanayi Odası, Aydın Sanayi Odası, Aydın Ticaret Borsası, Aydın Ticaret Odası, Ayvalık Ticaret Odası, Ayvalık Zeytin Üreticileri Derneği, Burhaniye Ticaret Odası, Edremit Ticaret Borsası, Edremit Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, İzmir Ticaret Borsası, İzmir Ticaret Odası, Edremit Körfezi Zeytin ve Zeytinyağı Üreticileri Federasyonu, Manisa Ticaret Borsası, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası, Söke Ticaret Borsası, Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, Tire Ticaret Odası ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi” imza koydu. 

Kaynak: HORECA TREND ve Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Alkolsüz İçecek

Maden Suyunun Sağlığa Faydaları ve Seçimi

Maden suyunun faydalarını ve doğru seçimini öğrenin. İçme suyu seçerken nelere dikkat etmeli? Sağlık için maden suyu tercihleri ve önerileri burada…

Yayınlandı

on

Yazar:

Maden suyu, yüzyıllardır insan sağlığı için kullanılan doğanın mucizevi bir armağanıdır. Yeryüzünün derinliklerinden gelen ve zengin mineral içeriğine sahip olan maden suyu, birçok sağlık sorununa karşı faydalı etkiler sunmaktadır.

Sindirimi Kolaylaştırır

Maden suyu, sindirimi destekleyerek hazımsızlık sorunlarını azaltabilir. İçerdiği karbondioksit ile mide asidini dengeler, sindirim sisteminin daha verimli çalışmasını sağlar.

Böbrek Sağlığını Destekler

Maden suyu tüketiminin böbrek taşı oluşumunu azaltabileceği bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir. İçerdiği sitratlar sayesinde böbrek taşı riskini azaltarak böbrek sağlığını korur.

Cilt Güzelliğine Katkı Sağlar

Maden suyu, cilt sağlığını destekleyen minerallerle doludur. Cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur, nem dengesini korur ve cildin elastikiyetini artırır. Akne ve sivilce gibi cilt sorunlarının önlenmesine yardımcı olabilir.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir

Maden suyu, bağışıklık sistemini destekleyen önemli mineraller içerir. Magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur, vücudu enfeksiyonlara karşı korur.

Maden suyunun diğer faydaları arasında kilo kontrolüne yardımcı olması, baş ağrısını hafifletmesi ve eklem sağlığını desteklemesi de bulunmaktadır. Maden suyu seçerken içeriğindeki mineralleri, sodyum miktarını ve pH değerini göz önünde bulundurarak sağlıklı bir tercih yapabilirsiniz.

Maden suyunun sağlık için önemli bir doğal kaynak olduğu bilinmektedir. Günlük yaşamınızda düzenli olarak maden suyu tüketerek sağlığınıza bir adım daha yaklaşabilirsiniz.


Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Devamını Oku

Bal

“Tüketicimize Karşı En Büyük Sorumluluğumuz Gıda Güvenliği”

Tüketiciler için hayati öneme sahip olan “Gıda Güvenliği” konusunun ele alındığı 8. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti. Türkiye’nin 1 Numaralı Doğal Bal Markası* Balparmak’ın Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak “Gıda Sektörü Gıda Güvenliğini Konuşuyor” panelinde “Balparmak olarak, Tüketicimize karşı en büyük sorumluluğumuz gıda güvenliği, şeffaflık ve izlenebilirliktir. Bu nedenle balda yapılan hile ile ciddi bir mücadele halindeyiz ve tüketicimize tam 44 yıldır doğal bal sunuyoruz” dedi.

Yayınlandı

on

Sektörün önde gelenleri, gıda sektörünün en önemli başlıklarından biri olan “Gıda Güvenliği” konusu için 8. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nde, bir araya geldi. Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) tarafından açıklanan raporda hileli üretimi en kolay 6. gıda ürünü olarak ele alınan bal, kongrenin önemli konu başlıklarından birini oluşturdu. Kongrede konuşan bal ve diğer arı ürünleri sektörünün lider markası Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, AR-GE merkezlerinde yapılan bilimsel çalışmalarla, balda taklit ve tağşişin analiz edilmesi konusunda dünyaya örnek olacak buluşlar gerçekleştirdiklerini vurguladı. Altıparmak’a, Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı ve “Baldaki Güncel Taklit ve Tağşiş Uygulamaları ve Hile Tespitinde Yaygın Olarak Kullanılan Analitik Yaklaşımlar Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme” adlı sunumuyla Balparmak Analitik AR-GE Müdürü İsmail Emir Akyıldız eşlik etti.

Özen Altıparmak, gıda güvenliğini markalaşmanın temel unsuru olarak gördüğünü belirttiği konuşmasında, “Ülkemizde açıkta satılan kontrolsüz ballar veya denetim eksiği olan ürünlerin raflarda yer almasıyla mücadele ediyoruz. Bu mücadele kapsamında kendimizi bilimsel açıdan da sürekli olarak geliştiriyoruz. Örneğin; 2022 yılında Balparmak AR-GE Merkezimize yaptığımız yeni teknolojik yatırım ile piyasada çok yaygın olarak yapılan hileli bal çeşidi olan ve ancak ileri teknoloji ile yapılan detaylı analizlerle ortaya çıkarılabilen mısır, pancar, pirinç, agave gibi şeker şuruplarından yapılan ürünleri tespit ediyor ve raporluyoruz. Ayrıca bu şuruplardan elde edilen hileli bala gerçek bal algısı vermek amacıyla katılan gıda boyalarını ve enzim katkılarının varlığını da  doğruluğu yüksek ve hassas bir formatta tespit edebiliyoruz. Balparmak olarak tam 44 yıldır, bir balın hileli olup olmadığını laboratuvarlarımızda yaptığımız analizlerle tespit edebiliyor ve sadece doğal balı ve arı ürünlerini sofralara sunuyoruz. Ancak tespit edilen hile yönteminin bilimsel nitelik kazanarak yayımlanabilmesi için bunun bilimsel metotlarla raporlanabilir olması gerekiyor. Bugün yeni teknolojik donanımızla beraber alanında uzman 20 mühendisimizin yoğun çalışmaları sayesinde geliştirdiğimiz metotlarımızı, tüm dünya ile paylaşır durumdayız. Ülkemiz adına gurur verici olan kısım ise; arı ürünlerinde yapılan taklit ve tağşişle (hile) mücadele kapsamında geliştirilen bu önemli bu metotları tüm dünyada ilk defa Balparmak AR-GE merkezimizin bulmuş olmasıdır” dedi.

Tüketicimize Ürünlerini Doğal Olduğunu Doğrulatabilme İmkanı Sunuyoruz

Altıparmak, yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılardan topladıkları arı ürünlerini, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en kapsamlı dört eşdeğer Bal ve Arı Ürünleri İhtisas Laboratuvarı olan “Balparmak APILAB” da 4 aşamalı analiz süreci ile en az 100 parametrede doğallık testinden geçirdiklerini ve ileri metotlarla yapılan bu analizlerin sonucunda doğallığından yüzde 100 emin oldukları ürünleri sofralara sunduklarını belirtti. Güvenli gıdanın; besin değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan temiz olan ve bozulmamış olması gerektiğine işaret eden Altıparmak, “Gıdanın insan sağlığını etkilemeyecek, çevre sorunları yaratmayacak ortamlarda elde edilmesi, işlenmesi ve korunması gerekir. Bu anlamda gıdaların üretim, işleme, saklama, taşıma ve dağıtım aşamalarında gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması çok büyük önem arz ediyor. Tüketiciler evlerine giren gıda ürünlerinin gıda güvenliğine uygun şekilde üretilip üretilmediğini bilemiyor. Oysa gıda güvenliğinde şeffaflık ve izlenebilirlik birinci kural olmalı. Balparmak olarak 2015 yılında hayata geçirdiğimiz “İZLENEBİLİRLİK” projemiz sayesinde tüketiciyi alacağı ürünü sorgulamaya teşvik ediyoruz. Biz “izlenebilirlik”le tüketicimize ürünlerini doğrulatabilme ve ürünlerin analiz raporuna ulaşma imkanı sunuyoruz. Tüketicimize ürünümüz daha market rafındayken, üzerinde bulunan QR kodu cep telefonundan okutarak doğallığından ve saflığından emin olmalarını sağlıyoruz. İstiyoruz ki; tüketici evine götürdüğü, sofrasına koyduğu ürünün içeriğini, ürünün sahip olması gereken kalite değerlerine sahip olup olmadığını, hangi bölgeden geldiğini, içindeki polen çeşitlerini, bitki-çiçek kaynağını yani ürünün saf ve doğal olup olmadığını anlayabilsin” şeklinde konuştu.

Balparmak Arıcılık Akademisi İle 7000 Kadın ve Genç Arıcıya Ulaştı

Şeffaflığı ve izlenebilirliği tüketicilerine karşı duydukları bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Özen Altıparmak, konuşmasının devamında arılar ve arıcılara karşı da sorumlulukları olduğunu dile getirdi. 2018 yılında hayata geçirilen Balparmak Arıcılık Akademisi’nin bu nedenle kurulduğunu söyleyen Altıparmak sözlerine şöyle devam etti:

“Kırsal kalkınma bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılmasına ve arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine destek olmayı amaçlıyoruz. Bugüne kadar yüz yüze eğitimlerle 700, online eğitimlerle de 700’den fazla kadın ve gence ulaşmayı başardık. Eğitimlerimizde, katma değerli arı ürünlerini daha verimli ve kaliteli üretmenin yanı sıra, modern arıcılık teknikleri eğitimleri ile arıcılıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik olarak “doğru bilinen yanlışları” düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitimlerimiz sayesinde arıcılık mesleğini genç nesillere özendirmeyi ve hane gelirlerini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Kaynak: HORECA Trend ve Balparmak

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.