Gastroenterit Çocuklarda Nasıl Belirti Gösterir? | HORECA TREND
Takip edin!

Sağlıklı Beslenme

Gastroenterit Çocuklarda Nasıl Belirti Gösterir?

Gastroenterit vakaları hızla artarken, uzmanlar hastalıktan korunma yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi veriyor.

Yayınlandı

on

Gastroenterit vakaları hızla artarken, uzmanlar hastalıktan korunma yöntemleri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi veriyor.

Halk arasında mide ve bağırsak üşütmesi olarak bilinen gastoenterit; ateş, bulantı, kusma ile birlikte veya bunlar olmaksızın dışkı kıvamında yumuşama/cıvıklaşma veya dışkı miktarında artış yani ishal olarak tanımlanır. Genellikle virüs, bakteri veya parazitlerden kaynaklanan bu sorun her yaştan insanı etkilese de, özellikle çocuklarda daha sık görülüyor.

Çocuklarda dışkılama miktarı yetişkinlerden farklıdır. Örnek verilecek olursa anne sütü alan bebeklerde günlük dışkılama 3-7 kez görülürken, ek gıda döneminde bu rakam daha az sayıdadır. Azalma eğiliminde olsa da ishal ve komplikasyonları, gelişmekte olan ülkelerdeki 5 yaş altı ölümlerin hala %20’sini oluşturmaktadır.  Uzm. Dr. Fatih Ay, çocuklarda görülen gastroenterit hakkında konuştu.

Ortak kullanım alanlarına dikkat!

Çocuklarda gastroenteritin çoğunlukla sebebi virüslerdir. Bunun yanında bakteriler, parazit enfeksiyonları, besin zehirlenmeleri de ishale neden olabilir. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında salgınlar halinde görülebilir. Saptanabilen etkenler arasında en sık görülenler rotavirüs, adenovirüs ve norovirüstür. Kirli yiyecek veya su tüketilmesi, ortak kullanım alanları (tuvalet, banyo, mutfak, musluk başlıkları, havlu) başlıca risk faktörleridir.

Çocuklarda gastroenterit belirtileri 

Rotavirüs gastroenteriti; çocuklarda gastroenterite en fazla neden olan viral etkenlerdendir. Tipik olarak ateş, kusma ve 5-7 güne kadar süren sulu ishal yapabilir. Yaz aylarında ve 6-24 ay arası çocuklarda daha sık görülür. Bebeklik döneminde yapılan aşılamayla, daha sonra geçirilebilecek olan rotavirüs enfeksiyonunun şiddeti ve sıvı kaybına bağlı hastanede yatış gereksinimi azaltılabilir.

  1. Sulu veya cıvık dışkılama
  2. Mide bulantısı ve kusma
  3. Kramp şeklinde karın ağrısı, küçük çocuklarda huzursuzluk
  4. Ateş
  5. İştah azalması
  6. Halsizlik
  7. Ağız kuruluğu

Belirtiler geçmezse hemen uzmana başvurulmalı

Gastroenterit çoğu zaman 1-2 günde kendi kendini sınırlar fakat ishal ve kusma birkaç günden uzun sürüyorsa, 39 C’den yüksek ateş varsa, dışkıda kan görüldüyse ve çocuğunuzda sıvı kaybı belirtileri varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır. Huzursuzluk, halsizlik, ağız kuruluğu, ağlama sırasında gözyaşının olmaması, idrarda koyuluk, idrar miktarında azalma veya hiç olmaması, bebeklerde kafa kemiklerinin ortasındaki yumuşak bölgede çökme varsa sıvı kaybından bahsedilir ve hastaneye ulaşılmalıdır.

Hastalığa yakalanmadan önlem alın

Çocuklarda gastroenterit tedavisinde bol su tüketilmesi önerilir. Süt ürünleri, lif içeren, yağlı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durulması gerekir. Viral gastroenteritlerin etkili bir ilaç tedavisi yoktur. Bu yüzden en etkili tedavi yöntemi korunmadır. Kirli suların ve yiyeceklerin tüketilmemesi, tüm meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce yıkanması, ortak kullanım alanlarının temizliği, ılık su ve sabun ile en az 20 saniye el yıkama, rotavirüse karşı aşılama başlıca alınabilecek önlemlerdendir. Yüksek ateş, kanlı ishal, enfeksiyon belirtilerinde yükselme, dışkı tahlillerinde bakteriyel enfeksiyondan şüphelenilen durumlarda doktorunuzun önerdiği antibiyotik tedavisi kullanılmalıdır.

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Meyveler

Kivinin Faydaları ve Sağlık İçin Önemi

Meyveler, sağlık için vazgeçilmez besinlerdir. Kivi de bu meyveler arasında hem lezzetiyle hem de “kivinin faydaları” ile öne çıkar.

Yayınlandı

on

Yazar:

Sağlıklı bir yaşamın anahtarı dengeli beslenmedir. Dengeli beslenmede ise meyvelerin yeri oldukça büyüktür. Lezzetleriyle olduğu kadar sağlık faydalarıyla da ön plana çıkan meyvelerden biri de kividir. Peki, “kivinin faydaları” nelerdir? Bu makalede kiviyi yakından tanıyacağız.

Meyvelerin Genel Sağlık Faydaları

Meyveler, sağlıklı bir yaşamın temel taşlarından biridir. Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin olan meyveler, vücudun günlük besin ihtiyaçlarını doğal yollarla karşılamaya yardımcı olur.

Düzenli meyve tüketimi, metabolizmayı hızlandırır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve doğal enerji kaynağı olarak gün boyunca zindelik sağlar. Aynı zamanda güçlü birer antioksidan kaynağı olan meyveler, vücudu serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı korur. Cilt sağlığından sindirime kadar pek çok alanda fayda sağlayan meyveler, sağlıklı beslenme ve dengeli diyet programlarının vazgeçilmez bir parçasıdır.

Kivi Nedir? Kivinin Faydaları Nelerdir?

Kivi, dışı tüylü kahverengi kabuklu, içi parlak yeşil renkli olan, eşsiz tat profiline sahip bir meyvedir. Tatlı ve hafif ekşi aroması sayesinde hem tek başına tüketilebilen hem de salatalardan tatlılara kadar birçok tarifte kullanılan çok yönlü bir meyvedir.

“Kivi nedir?” sorusunun yanıtı, sadece lezzetiyle değil, kökeniyle de ilgi çekicidir: Aslen Çin menşeli olan bu meyve, 20. yüzyılın başlarında Yeni Zelanda’da yetiştirilmeye başlanmış ve dünya genelinde tanınan “kivi” adını da buradan almıştır.

Günümüzde kivi, Akdeniz iklimi başta olmak üzere uygun bölgelerde yaygın olarak yetiştirilmekte ve besleyici değeriyle sofraların vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır.

Kivinin faydaları konusunda bilgilndirme için, bir kutuda 4 kivi yer alan bir görsel.

Oldukça lezzetli bir meyve olan kivinin faydaları da oldukça fazla.

Kivinin Faydaları Nelerdir?

Kivi, yalnızca eşsiz tadıyla değil, sağlık üzerindeki çok yönlü faydalarıyla da dikkat çeken bir süper meyvedir. “Kivinin faydaları nelerdir?” sorusuna yanıt arayanlar için işte öne çıkan başlıklar:

C Vitamini Deposu

Kivi, portakal ve limondan bile daha yüksek miktarda C vitamini içerir. Bu sayede bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu hastalıklara karşı korur ve cilt sağlığını destekleyerek daha parlak bir görünüm kazandırır.

Sindirim Sistemine Destek

Kivi, “aktinidin” adı verilen doğal bir enzim içerir. Bu enzim, proteinlerin daha kolay sindirilmesine yardımcı olarak şişkinlik ve hazımsızlık gibi sorunların önüne geçer. Lif açısından da zengin olması, bağırsak sağlığını olumlu etkiler.

Kalp Dostu Meyve

Kivide bulunan çözünür lif ve antioksidanlar, kötü kolesterol (LDL) seviyelerini düşürmeye katkı sağlayabilir. Aynı zamanda kanın pıhtılaşmasını azaltarak kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olur.

Doğal Enerji Kaynağı

İçeriğindeki doğal meyve şekerleri sayesinde kivi, gün içerisinde ihtiyaç duyulan enerjiyi doğal yollarla sağlar. Özellikle kahvaltı ve ara öğünlerde tercih edilen bir enerji meyvesidir.

Göz Sağlığını Destekler

Kivi, lutein ve zeaksantin gibi güçlü antioksidanları bünyesinde barındırır. Bu bileşenler, yaşa bağlı göz hastalıklarının önlenmesinde ve retina sağlığının korunmasında önemli rol oynar.

Uyku Kalitesini Artırabilir

Kivinin faydalarını sayarken uykuyu da atlamamak gerekiyor. Kivinin içerdiği serotonin ve antioksidanlar, uyku düzeni üzerinde olumlu etkiler gösterebilir. Araştırmalara göre, akşam saatlerinde tüketilen kivi, uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve uyku kalitesini artırabilir.

Kivi Nasıl Tüketilmeli?

Kivi, farklı kullanım alanlarıyla mutfaklarda oldukça işlevsel bir meyvedir. Kivinin faydaları konusunda maksimum verim almak için bu meyveyi doğru türketmek de önemli. “Kivi nasıl tüketilmeli?” sorusuna verilebilecek ilk yanıt, elbette doğrudan kabuğu soyularak taze şekilde yenmesidir. Ancak kivi aynı zamanda smoothie tariflerinde, meyve salatalarında, yoğurtla birlikte ara öğünlerde ve hatta hafif tatlılarda da sıkça tercih edilir. Tatlı-ekşi aroması sayesinde hem sabah kahvaltılarında hem de gün içerisindeki atıştırmalıklarda rahatlıkla tüketilebilir.

En iyi lezzeti ve besin değerini almak için olgunlaşmış, hafif yumuşak kiviler tercih edilmelidir. Sert kiviler birkaç gün oda sıcaklığında bekletilerek doğal şekilde olgunlaştırılabilir.

Meyveler genel sağlık için vazgeçilmez birer besin grubudur ve kivi bu grupta, zengin C vitamini içeriği, sindirimi destekleyen enzimleri ve antioksidan yapısıyla ön plana çıkar. “Kivinin faydaları” arasında bağışıklık sistemini güçlendirmesi, enerji vermesi ve göz sağlığını desteklemesi yer alır. Günlük beslenme rutininize kiviyi dahil ederek hem lezzetli bir meyve tüketmiş olursunuz hem de vücudunuza çok yönlü bir sağlık katkısı sağlamış olursunuz.

 

Not: Sağlıklı beslenme kategorisinde daha fazla içerik için HORECA TREND’in “Sağlıklı Beslenme” kategorisini inceleyebilirsiniz.

 

Kaynak: HORECA TREND

Devamını Oku

Sağlıklı Beslenme

Ramazan’da Kan Şekeri Dengesini Korumak İçin Beslenme Tavsiyeleri

Ramazan ayında oruç tutarken uzun süre aç kalmak, kan şekeri seviyelerinde dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum halsizlik, baş dönmesi ve yorgunluk gibi sorunları beraberinde getirirken, iftar sonrasında ani açlık krizlerine yol açabilir. Ramazan boyunca enerji seviyesini koruyarak sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Duru Gıda Beslenme Danışmanı Emine Uluçay, bu süreçte glisemik indeksi düşük besinlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

Yayınlandı

on

Oruç süresince uzun saatler boyunca aç kalmak, kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum, özellikle iftar sonrası yorgunluk, halsizlik ve sindirim problemlerine yol açabilir. Uzmanlar, Ramazan’da doğru besin seçimleriyle bu etkilerin en aza indirilebileceğini belirtiyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Emine Uluçay, glisemik indeksi düşük besin tüketiminin Ramazan ayının daha rahat geçmesini sağlayacağını ifade etti.

Glisemik İndeksi Düşük Besinler Açlık Krizlerini Önlüyor

Emine Uluçay, “Glisemik indeks, bir besinin kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiğini gösteren önemli bir kriterdir. Yüksek glisemik indeksli besinler, kan şekerinin hızla yükselip ardından ani düşüş yaşamasına neden olarak açlık krizlerine, halsizliğe ve dikkat dağınıklığına yol açabilir.” dedi. Sahur ve iftar sofralarında düşük glisemik indeksli, lif oranı yüksek besinlere yer vermenin önemine vurgu yapan Uluçay, “Bu besinler, kan şekeri seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olarak gün boyunca enerjinin korunmasını sağlar. Özellikle bulgur gibi kompleks karbonhidratlar, uzun süre tok kalmaya destek olur ve sindirim sağlığını olumlu yönde etkiler.” dedi.

“Bulgurun Prebiyotik Etkisi, Sindirim Sorunlarının Önüne Geçmeye Yardımcı Olabilir”

Özellikle kompleks karbonhidratlar açısından zengin olan bulgurun, Ramazan ayında sıklıkla rastlanan hazımsızlık problemini de önleyeceğini belirten Uluçay, “Bulgur, aynı zamanda sindirim sistemi sağlığını destekleyen prebiyotik etkisiyle, bağırsaktaki yararlı bakterileri besler ve Ramazan boyunca yaşanabilecek sindirim sorunlarının önüne geçmeye yardımcı olabilir.” diye ekledi.

Vitamin ve Mineral Yönünden Zengin Bulgur, Enerji Düşüklüğünü Azaltıyor

Emine Uluçay, Ramazan’da hem beslenme hem de uyku düzeninin değişmesi nedeniyle hissedilecek yorgunluğa dikkat çekti.  Tüketilecek besinlerin içeriklerinin vitamin ve mineral yönünden zengin olmasının önemini vurgulayan Uluçay, “Bulgur, B1, B6, folik asit vitaminleri ve demir, çinko, fosfor ve magnezyum mineralleri yönünden zengin bir kaynaktır. Bulgur gibi besinlerin içeriğindeki vitamin ve mineraller, gün boyunca oluşabilecek enerji düşüklüğünü azaltarak yorgunluk hissinin azalmasına yardımcı olur. Bulgur; et, tavuk, kuru baklagiller ve yoğurt gibi besinlerle dengeli bir şekilde tüketildiğinde, Ramazan boyunca sağlıklı ve besleyici bir alternatif sunar.” dedi.

Ramazan’da Sağlıklı ve Dengeli Beslenme Planı Oluşturun

Ramazan boyunca sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı oluşturmanın fiziksel sağlığı korumanın yanı sıra gün boyu enerjiyi yüksek tutmak için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Uluçay, ayrıca iftardan sahura kadar bol sıvı alınması gerektiğinin de altını çizdi. “İftarda içilen çorba sonrası verilecek beş dakikalık ara, sahura kadar bol su tüketimi ve kan şekerini dengeleyecek besinlerin öğünlere eklenmesi gibi eylemler Ramazan ayını daha rahat geçirmeye yardımcı olacaktır.” dedi.

Kaynak: HORECA TREND ve Duru Bulgur

Devamını Oku

Sağlıklı Beslenme

Sahurda Sağlıklı Beslenmenin 6 Püf Noktası

Ramazan’da sıkça duyduğumuz “Sahura kalkmama gerek yok, açlığa dayanırım” gibi söylemler, sağlık açısından riskler taşıyabiliyor. Sahura kalkmamak, baş ağrısı, kan şekeri düşüklüğü, sindirim sorunları, halsizlik ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez, sahurun sağlıklı bir Ramazan geçirmek için çok önemli olduğunu belirtiyor. Sahurda doğru gıda seçimi, enerji seviyesini korumak, susuzluk hissini hafifletmek ve açlıkla başa çıkmak için çok önemlidir. Dönmez, sağlıklı bir sahur alışkanlığının, Ramazan boyunca kişiyi daha enerjik ve sağlıklı tutacağını vurguluyor.

Yayınlandı

on

Tok Tutan Besinleri Tercih Edin

Sahurda yüksek lifli, protein açısından zengin ve sağlıklı yağlar barındıran peynir, domates, salatalık, yoğurt, tam tahıllı ekmekler, ceviz, badem ve zeytinyağı gibi gıdalar tüketmek tokluk hissi sağlayarak uzun süreli açlığa karşı dayanmayı kolaylaştırır. Sebzeler, meyveler, tam tahıllı ürünler ve baklagiller lif açısından zengindir ve sindirimi yavaşlatarak tokluk hissini artırır. Örneğin; bir kase yoğurt ve yulaf ezmesi üzerine dilimlenmiş meyve ve badem eklenmesi veya bir dilim ekşi maya ekmeği üzerine haşlanmış yumurta, peynir ve avokado dilimleri ile tercih edeceğiniz alternatifler ile gün boyunca tok kalma sürenizi ve enerji seviyelerinizi koruyabilirsiniz.

Yağlı ve Şekerli Gıdalardan Kaçının

Sahurda yağlı yiyecekler ve şekerli besinler tüketmek, sindirim sistemini zorlar ve mide problemlerine yol açar. Ayrıca, bu tür yiyecekler kan şekerini yükseltip ardından düşüreceği için daha erken acıkmanıza, gün boyunca halsizlik ve baş ağrılarına sebep olur. Özellikle kavrulmuş, kızarmış yiyecekler yerine haşlama veya ızgara tarzı pişirme yöntemlerini kullanabilirsiniz. Doğal tatlılar (hurma veya kuru kayısı) ve sağlıklı yağlar (zeytinyağı gibi) tercih edin.

Protein Kaynakları Tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Protein açısından zengin besinler, uzun süre tok tutar ve enerji seviyenizi yükseltir. Yumurta, peynir, yoğurt, süt, baklagiller gibi protein kaynakları sahur için ideal besinlerdir” diyor.

Kompleks Karbonhidratlar Tercih Edin

Kan şekerini hızlı bir şekilde yükselten beyaz ekmek veya hamur işi yerine tam buğday ekmeği, yulaf, esmer pirinç gibi kompleks karbonhidratlar, sindirimi yavaşlatarak uzun süre tokluk sağlar. Bu tür besinler, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur ve posa içeriği ile tokluk süresini uzatır.

 Bol Su İçin

Vücudun su ihtiyacını karşılamak için sahurda en az 2-3 bardak su içmek çok önemlidir. Sahurda tüketilen su, gün boyunca yaşanabilecek dehidrasyonu (susuzluk) önler. Sahurda kahve, çay ya da kafeinli içecekler tüketmek, idrar söktürücü özelliği nedeni ile oruç sırasında daha fazla su kaybına yol açar. Bu nedenle su, kafeinsiz içecekler veya bitki çayları daha doğru seçimler olacaktır. Ayrıca iftardan sahur bitimine kadar düzenli aralıklarla 2 litre su tüketmeye çok dikkat edin.

Aşırı Tuzdan Kaçının

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Sahurda aşırı tuzlu gıdalar (zeytin, tuzlu peynir gibi) tüketmek, vücudun su kaybetmesine neden olur ve susuzluk hissini artırır. Bu nedenle, tuz alımını mutlaka sınırlandırın” diyor.

Kaynak: HORECA TREND ve Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2025 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.