Türkiye Pestisit Kaynaklı Bildirimlerde İlk Sırada | HORECA TREND
Takip edin!

Çevre

Türkiye Pestisit Kaynaklı Bildirimlerde İlk Sırada

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı faaliyet raporu, ihracatta bitki sağlığı denetim sayıları, alınan numuneler, numune sonuçlarının kaçının uygunsuz çıktığına dair verileri içeriyor. Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Yayınlandı

on

Türkiye’de pestisit tartışmaları devam eidyor. Türkiye’deki çiftçilerin tarımsal ürünleri, pestisit (tarım zehiri) oranlarına takıldığı için Türkiye’ye geri iade ediliyor. Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) 2023 Raporu’na göre gıda kaynaklı riskler sebebiyle 2023’te yapılan 357 bildirimin 167’sinin sebebi pestisitler (tarım zehirleri).

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği konuyla ilgili açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada; “Rapor, ülkemizde yasaklanan pestisitlerin kullanımının hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Gıda güvenliği ve sağlıklı bir gelecek için mücadele eden Zehirsiz Sofralar Platformu, ihracatta durum böyleyken iç pazarda yapılan denetimler ve sonuçları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklama bekliyor. AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden, herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı’nın (ACN) 2023 yılına dair yayınladığı özet raporda  yer alan ‘‘Top 10’’ listesine göre meyve ve sebzede pestisit kaynaklı bildirimde Türkiye 4 yıldır olduğu gibi yine ilk sırada! Bu bildirimlere konu olan gıda ürünlerinin yarısından fazlası sınırda reddedilerek ülkemize iade edildi. Pestisit kaynaklı bildirimlerde Türkiye’yi Mısır ve Hindistan takip ediyor” denildi.

Raporda mikotoksin kaynaklı bildirimlerin başını kuru incir çekiyor. Onu Antep fıstığı, kuru üzüm, helva, pul biber, zerdeçal gibi ürünler takip ediyor.

2023’te Pestisit Bildirimi Yapılan Ürünlerde Biber Birinci Sırada

Raporda mikotoksin kaynaklı bildirimlerin başını kuru incir çekiyor. Onu Antep fıstığı, kuru üzüm, helva, pul biber, zerdeçal gibi ürünler takip ediyor. Bakteri tespitinde ise tahin, susam vb. ürünlerde salmonella bildirimleri dikkat çekiyor. Bildirimlere konu olan bir diğer önemli başlık, yasaklı maddeler. Bu gıda kodeksinde izin verilmeyen ilavelerin gıdalardaki varlığına işaret ediyor. Bu maddelerden en çok bildirim yapılanı, iç pazara yönelik ifşa listelerinde sıklıkla karşımıza çıkan takviye edici gıdalar, macunlar, bitki ve detoks çaylarındaki sildenafil gibi ilaç etken maddeleri. En çok bildirimi yapılan başlık olan pestisit kalıntısında 2023’te de biber birinci, limon da ikinci sırada olmayı sürdürüyor. Bunların yanında mandalina, portakal, greyfurt, nar, domates, kabak, ayva gibi meyve ve sebzelerle birlikte kimyon, kekik, nane, sumak, rezene, asma yaprağı gibi ürünlerde de limit üzeri pestisit kalıntısı tespit edildi. Biber ve limonda yüksek pestisit kalıntısı çıkmasının nedeni, en çok bu ürünlerde pestisit kullanıldığına dair bir algıya neden olsa da bu doğru değil. Çünkü bildirimi yapılan bu ürünler AB’nin Türkiye’den ithal ettiği ana ürün kalemlerini oluşturuyor. Ülkemizde pestisit kullanımı ile ilgili sağlıklı verilere ulaşmak için bakanlığın iç pazardaki denetim sonuçlarını açıklaması gerekiyor.

Her 6 üründen 1’i Pestisit Açısından Sorunlu

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı faaliyet raporu, ihracatta bitki sağlığı denetim sayıları, alınan numuneler, numune sonuçlarının kaçının uygunsuz çıktığına dair verileri içeriyor. Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Rapora göre 2021’de 373 bin 204 denetim yapılmış; alınan 14 bin 744 numunenin 772’si olumsuz sonuçlanmış. 2022’de  375 bin 152 denetimde; alınan 12 bin 99 numuneden 972’si olumsuz sonuçlanmış. 2023’te ise denetim sayısı 394 bin 624. Numune sayısı ise 12 bin 737 ile bir önceki yılla aşağı yukarı aynı kalsa da olumsuz numune sayısı 2 bin 22 adet ile bir önceki yılın iki katından da fazla. Olumsuz numune sayısının toplam numune sayısına oranı ise %15,88 yani neredeyse Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Bakanlık geçen yıl RASFF bildirimlerine istinaden ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmediğini açıklamıştı. Ancak bu açıklama tonlarca ürüne ne olduğu konusunda tüketicilerin içini rahatlatmaktan çok uzak. Ayrıca Bakanlık 2022’de biber, turunçgil ve yaprağı yenen sebzelerde kalıntının önlenmesi amacıyla üretimin yoğun olduğu Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Muğla İllerinde kalıntı eylem planı hazırlayarak çalışma grupları oluşturdu; üretici, teknik personel ve paydaşlara yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmeye başladı. Söz konusu çalışmalara 2023 yılında da devam edileceğini bildirmişti.

2023’te hazırlanan rapora göre, ülkemiz iç tüketim ve dış ticarette özellikle taze meyve ve sebzelerde pestisit kullanımı nedeniyle oluşan kalıntının önlenmesi amacıyla birincil üretim alanlarında pestisit denetim uygulamalarının geliştirilmesini hedeflemişti. Ancak yürütülen hasat öncesi pestisit faaliyetlerinin yeterli olmadığı hem RASFF’ın 2023 raporunda hem de 2024’ün başından beri basına yansıyan RASFF bildirimlerinde açıkça görülüyor.

Reklam

Türk Menşeli Limonda Propiconazole Aktif Maddesi Yüksek Miktarda Tespit Edildi

Zehirsiz Sofralar Platformu kurucu üyelerinden Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği danışmanı ve üyesi Gıda Yüksek Mühendisi Merve Atınç Saral, 2023 bildirimlerine dair değerlendirmesinde şunları söyledi: “2023 bildirimlerini incelediğimizde ülkemizde yasaklı olan Fenbutatin Oxide, Aldicarb, Chlorothalonil, Butachlor, Ethylen Oxide, Klorprifos, Klorprifos Metil, Methiocarb, Propiconazole gibi son derece zararlı aktif maddelerin hala kullanıldığını görüyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Resmî Gazete’de yasaklı ilan ettiği aktif maddelerin ülkemizden Avrupa’ya giden ürünlerde tespit edilmesi, konuya ilişkin gerekli önlemlerin alınmadığını, denetimlerin yeterli ve uygun şekilde yapılmadığını, bu maddelerin piyasadan uygun şekilde ve zamanında toplatılmadığını ve sonuç olarak  hâlâ kullanılabildiğini gösteriyor.

İhracat Verileri İç Pazarda Kaygıyı Artıyor

Bakanlık faaliyet raporlarında, ihracattaki denetim, alınan numune ve uygunsuz sonuçlanan numune sayısını paylaşsa da iç pazarda yalnızca yaptığı denetim sayısını açıklıyor. Rapora göre hasat öncesi pestisit denetim sayıları 2021’de 26 bin 44, 2022’de 25 bin 856, 2023’te ise 26 bin 685. Ancak yapılan denetim sonucu yalnızca ‘‘Uygunsuzluk tespit edilen ürünler için imha veya hasadı geciktirme ile ürün sahiplerine ise idari para cezası uygulanmıştır’’ şeklinde açıklanıyor ve kalıntılı veya yasaklı çıkan ürünlere dair herhangi bir sayı bildirimi yapılmıyor. İhracatta söz konusu ürünlerde çıkan ve yaklaşık olarak her 6 üründen 1’ine denk gelen olumsuz numune sonuçlarıysa vatandaşın iç pazara yönelik kaygılarını artırıyor. Zehirsiz Sofralar Platformu, iç pazardaki pestisit denetimlerinin tohumdan çatala yani hasat öncesiyle beraber, hasat zamanı, depolar, pazarlar ve marketlerde de yapılmasını, bu denetimlerin sonuçlarının şeffaflıkla paylaşılmasını talep ediyor. Ayrıca tüketiciler iade edilen ürünlerle ilgili daha detaylı bilgiye ihtiyaç duyuyor. Denetim yetersizliği, gıda fiyatlarının el yaktığı ve gıda krizinin derinleştiği bu dönemde tonlarca ürünün çöpe giderek ziyan olmasına yol açıyor.

Tarım zehirlerine mahkûm değiliz

Buğday Derneği’nin öncülük ettiği ve Zehirsiz Sofralar Platformu çatısı altında faaliyet gösteren Pestisit Eylem Ağı’nın tüm canlılara zarar veren pestisitlerin yasaklanması ve doğa dostu yöntemlerle bunları kullanan üreticilerin desteklenmesi için başlattığı Zehirsiz Kampanya’ya (Change.org/ZehirsizSofralar) bugüne kadar 180 bini aşkın kişi imza desteği verdi.

Kampanya sayesinde pestisitlerin zararları konusunda kamuoyunun farkındalığı arttı. Tarım ve Orman Bakanlığı AB geçiş sürecinde 200’ün üzerinde, kampanya döneminde ise 27 pestisit aktif maddesinin kullanımını yasakladı. Ancak kampanya talepleri arasında yer alan Dünya Sağlık Örgütü’nün “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlediği 13 aktif maddeden 9’u hâlâ yasaklanmadı. Zehirsiz Sofralar Platformu koordinatörlerinden Ekoharita.org gönüllüsü Alper Can Kılıç, çok sayıda meyve ve sebzenin içinde soframıza gelen, özellikle bebeklerin ve çocukların hormon sistemi başta olmak üzere gelişimlerine zarar veren pestisitlerin ivedilikle yasaklanması gerektiğini söylüyor.

Toplum sağlığını korumak için çalışan kurumların, gerek günümüz toplumlarının gerekse gelecek kuşakların ve doğal varlıkların sağlığı ile esenliğini korumak üzere, sorumlu ve önlemini baştan alan bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini belirten Kılıç  “Başka türlü tarım mümkündür. Sağlıklı bir gelecek için doğru politikalar ve stratejiler izlenerek önümüzdeki 10 yıllık süreçte pestisitlere dayanan konvansiyonel tarım sistemi, yerini agroekolojik, organik ve onarıcı tarıma bırakmalıdır,’’ diyor. Ayrıca Kılıç, son zamanlarda tüketicilerin pestisit kalıntısına dair endişesinin artığını, iç pazarda denetimlerin artırılması ve bu denetim sonuçlarının halkla paylaşılması gerekliliğinin de altını çiziyor.

Reklam

 

Kaynak: HORECA TREND, Bilim ve Sağlık Haber Ajansı, Alert and Cooperation Network Overview 2023 RASFF, TOB 2021 İdare Faaliyet Raporu ve TOB 2023 İdare Faaliyet Raporu

Devamını Oku
Reklam
1 Yorum

1 Yorum

  1. Oku

    23 Mayıs 2024 at 10:35 pm

    Yahu milletin kütür kütür lenf bezleri şişiyor hala önlem alan yok

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çevre

Divan Mersin ve ODTÜ DBE’den Deniz Kaplumbağalarına Destek

Divan Mersin, deniz kaplumbağalarının yuvalarının korunması amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü (ODTÜ DBE) ile yeni bir sosyal sorumluluk projesi için iş birliği yaptı.

Yayınlandı

on

Proje kapsamında, Mersin’in Erdemli ilçesinde yer alan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü kampüsü sınırları içerisinde bulunan Caretta caretta (İribaş deniz kaplumbağası) ve Chelonia mydas (Yeşil deniz kaplumbağası) türlerinin üreme sezonu süresince sahilde yuvalama yaptıkları yaşam alanlarının korunması amaçlanıyor.

Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma vizyonu kapsamında Divan Grubu’nun, Mersin’deki oteli Divan Mersin bir yeniliğe daha imza atarak bünyesinde İyilik Departmanı kurdu ve bu kapsamda güzel sosyal sorumluluk projelerine imza atıyor. Divan Mersin bu kez ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü ile deniz kaplumbağalarının yuvalarının korunması amacıyla el ele verdi.

Türkiye’nin en önemli yumurtlama alanlarından bir kısmına ev sahipliği yapan Mersin’de, nesli tehlikede olan deniz kaplumbağalarının üreme sezonunun başlamasıyla; ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından, ODTÜ Erdemli Yerleşkesinde tespit edilen yuvalama alanları işaretlendi. Gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında yuvaların korunması amacıyla hazırlanan kafesler üzerine, “Lütfen Rahatsız Etmeyin’’ yazılı levhalar yerleştirilerek, deniz ve kıyı ekosistem sağlığının tamamlayıcılarından biri olan deniz kaplumbağalarının korunmasının öneminin vurgulanması ve halkın dikkatinin bu yöne çekilmesi amaçlanıyor.

Akdeniz’de en çok görülen iki tür deniz kaplumbağası türü; iribaş deniz kaplumbağası (Caretta caretta) ve yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) olup Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) sınıflamasına göre sırasıyla hassas ve nesli tehlike altında olarak sınıflandırılıyor. Her iki tür de genelde kışlama ve beslenme için yoğunluklu olarak güney Akdeniz, üreme için ise kuzey Akdeniz kıyılarına göç ediyor.

İklim değişikliği ve insan kaynaklı baskılar sonucu birçok üreme alanının daralacağı göz önüne alındığında, yumurtlama alanların belirlenerek koruma altına alınması, deniz kaplumbağalarının neslini sürdürmeleri için hayati öneme sahip.

Kaynak: HORECA Trend ve Divan Mersin

Reklam

Devamını Oku

Çevre

Toprak Sağlıklı İse Yaşamımız da Sağlıklı, Enerjik, Mutlu İlerler

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde arazi bozulmasını önlemek, çölleşme ve kuraklığa dayanıklılık için toprakla barış yaparak toprağımızı yeniden kazanan nesil olalım çağrısı yaptı.

Yayınlandı

on

Milyonlarca insanın çevre için kutladığı en büyük küresel platform olan 5 Haziran 2024 Dünya Çevre Günü’nde bu yıl arazi bozulmasını önleme, çölleşme ve kuraklığa dayanıklılık için arazi yenileme, arazi koruma ve arazi kullanımının önemini vurguluyoruz diyen İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu “Toprağımız sağlıklı ise yaşamımız da sağlıklı, enerjik ve mutlu ilerler. Toprakla barış yaparak toprağımızı yeniden kazanan nesil olalım. Zamanı geri alamayız. Ancak toprağımızı, arazimizi yeniden kazanabiliriz. Toprak sağlıklı ise yaşamımız da sağlıklı, enerjik, mutlu ilerler. Neler yapabileceğimizi öğrenelim. Çünkü hepimizin bir dünyası var” açıklamasını yaptı.

Arazi Yenileme, Arazi Koruma ve Arazi Kullanımı

Toprak gezegenimizin gücü, azot, karbon ve su döngüsünün ev sahibi iken üç acil sorunumuz olan biyoçeşitlilik kaybı; çevre kirliliği; iklim değişikliği sonucu yaşadığımız krizlerle, milyarlarca hektar arazi, nüfusun yarısını etkileyip küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yarısını tehdit ederek ekosistem bozulmakta.En çok kırsaldaki yaşam, küçük çiftçiler, aşırı yoksullar ile sayısız türler etkileniyor bilgisini veren İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D) Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu arazimizi yenilemeli, gidişatı tersine çevirerek restorasyona yatırım yapmalı, arazi korumayı öncelikleyerek teknik doğru arazi kullanımını başarmalıyız. Böylece geçim kaynakları artarken türlerin yok olmasını önleyebilir, aşırı hava olaylarına dirençli olurken, karbon depolamasını artırarak iklim değişikliğini yavaşlatabiliriz hususlarına dikkat çekti.

5 Haziran 2024 Öncesi ve Sonrası

SÜT-D Başkanı Prof. Karaosmanoğlu “Arazi bozulması, çölleşme ve kuraklıkla karşı karşıya olan ve Dünya Çevre Günü ev sahibi ülke Suudi Arabistan Krallığı çözüme ulusal ve bölgesel büyük yatırım yapıyor. 1994’te imzalanarak Aralık 1996’da yürürlüğe giren, ülkemizin 1998’te taraf olduğu Birleşmiş Milletler(BM)Çölleşme İle Mücadele Sözleşmesi(UNCCD) 16. Taraflar Konferansı, 2-13 Aralık 2024’te Riyat’ta yapılarak sözleşmenin 30. yılı kutlanacak. 5 Haziran 2021’de BM Ekosistemi Yenileme On Yılı (2021-2030), yenileme seferberliği başlatılıp gelecek 10 yılın son şansımız olduğu belirtilerek ekosistem için “Yeniden Tasarla; Yeniden Oluştur; Yeniden Yapılandır” yolu gereği ve hepimize düşen görevler olduğu vurgulanmıştı” bilgisini sunarak zaman hızla geçti. Geçiyor. Seferberliğin paydaşı olmalıyız dedi.

Hepimizin Bir Dünyası Var

Reklam

5-9 Haziran 2024 tarihlerinde Türkiye Çevre Haftası “Hepimizin bir dünyası var” temasıyla Çevre, Şehircilik ve İklm Değişikliği Bakanlığı’nın ilgili kamu kurumu ve kuruluşlarla  gerçekleştireceği faaliyetlerle 81 ilimizde kutlanarak çevrenin  önemi için yaygın etki ve farkındalık yaratılmasının mühim olduğunu belirten Prof. Karaosmanoğlu SÜT-D olarak biz de sosyal medyamız ve bültenimizle paydaş katkımızı sunuyoruz dedi.

Neler Yapabileceğimizi Öğrenelim

Dr. Karaosmanoğlu “BM Çevre Programı(UNEP) arazimizi yenilemek, çölleşmeyi durdurmak ve kuraklıkla mücadele için sürdürülebilir tarım yapalım; toprağımızı, tozlaştırıcıları koruyalım; tatlı su ekosistemleri ile kıyı ve deniz alanlarını yenileyelim; şehirlere doğayı geri getirelim; restorasyon finansmanı oluşturalım başlıklarını sıraladığını ifade ederek “Zamanı geri alamayız. Neler yapabileceğimizi öğrenelim ve uygulayalım. Toprağımızı yeniden kazanan, yenileyen nesil olalım” çağrısı ile Dünya Çevre Günü’nü kutladı.

Kaynak: HORECA Trend ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği

Devamını Oku

Çevre

Sürdürülebilirlik Parkı tütünsüz alan ilan edildi

Nilüfer Belediyesi ve Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle Nilüfer’e kazandırılan “Sürdürülebilirlik Parkı” Görükle Kampüsü’ndeki ilk tütünsüz açık alan olarak ilan edildi.

Yayınlandı

on

Yazar:

BUÜ Görükle Kampüsü’ndeki Sürdürülebilirlik Parkı, 31 Mart Dünya Tütünsüz Günü’nde sigara kullanımının sağlığa zararlarına dikkat çekmek amacıyla önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, BUÜ Sürdürülebilirlik Koordinatörü Prof. Dr. Arzu Çahantimur, Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Kenan Ergus ile akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte Sürdürülebilirlik Parkı’nın, Görükle Kampüsü’ndeki ilk tütünsüz açık alan olarak belirlendiği duyuruldu.

Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımının, çevre, ekonomi ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunu vurgulayan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, sigara kullanımının azaltılmasının sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasında önemli bir role sahip olduğunu vurguladı. Güleş, “Nilüfer Belediyesi olarak, sizlerin de desteğiyle, daha sağlıklı, daha yeşil ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için özveriyle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi de sigara içmenin ölümcül hastalıklara yol açmasının yanı sıra endüstriyel manada çevre için de zararlı olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “Tütün üretimi sırasında toprağa verilen zarar, ağaçların kesilmesi, az gelişmiş ülkelerde kadın ve çocukların tütün tarlalarında çalıştırılması yalnızca tüketimde değil, üretimde de ciddi sıkıntıların varlığını gözler önüne seriyor. Tüm bu nedenlerden dolayı, sigaraya ve tütün ürünlerine karşı ‘dur’ diyoruz.”

BURSA’DA BİR İLK

BUÜ Sürdürülebilirlik Koordinatörü Prof. Dr. Arzu Çahantimur da, BUÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Nihat Özyardımcı Sigara Bırakma Polikliniği iş birliği ve Rektörlük kararıyla Sürdürülebilirlik Parkı’nın tütünsüz açık alan olarak belirlenmesinin Bursa’da bir ilk olduğuna dikkat çekti. Çahantimur, böylece çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumda sigara kullanımının azaltılması için bir farkındalık oluşturmak istediklerini sözlerine ekledi.

Reklam

Etkinlikte ayrıca BUÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Nihat Özyardımcı Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlusu Prof. Dr. Yeşim Uncu, BUÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi Sosyal Hizmetler Uzmanı Büşra Aydın, sigaranın insan sağlığına olan olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi. Yeşilay Uluslararası İşbirlikleri Müdürü Sedef Erçetin Gençosmanoğlu ise sigaranın üretim ve atık süreçlerinin çevreye olan zararlarını anlattı.

Konuşmaların ardından, BUÜ öğrencilerinin kısa videolarla, tütün ve tütün ürünlerinin çevreye ve insan sağlığına verdiği zararları anlattığı yarışmanın ödül töreni gerçekleştirildi.

Kaynak: HORECA TREND ve Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com