Türk Ballarının Kalitesi Paris Bal Ödülleri ile Kanıtlandı | HORECA TREND
Takip edin!

Bal

Türk Ballarının Kalitesi Paris Bal Ödülleri ile Kanıtlandı

Bu yıl 29-30 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Paris International Honey Awards (PIHA) 2023’te, APİMAYE’nin katkıları ile yarışma sürecine dâhil olan Türk arıcıları, aralarında İtalya Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi (CREA) üyelerinin de yer aldığı jüri tarafından yapılan değerlendirilmelerden başarıyla geçerek çeşitli ödüllere layık görüldü.

Yayınlandı

on

Bu yıl ilk kez düzenlenen yarışmada pek çok ülkeden yüzlerce firmanın kendi üretimleri olan ballarla katıldığı Paris Bal Ödülleri 2023’e (Paris International Honey Awards – PIHA), Türk arıcıları aldıkları ödüller ile damgasını vurdu. TÜBİTAK destekli projeler kapsamında çeşitli inovasyon ödülleri almış olup, “İyi Arıcılık” ve “Sürdürülebilir Arıcılık” uygulamalarını destekleyerek özellikle ülkemizde kovan stardardizasyonu ve verimlilikte kovanın önemi konularında farkındalık yaratan APİMAYE‘nin desteği ile yarışmaya katılan Türk bal üreticileri, pek çok laboratuvar testi ve duyusal analiz kriterlerinden başarıyla geçerek ve yarışma sürecine dâhil ettikleri her ürünle ödül almaya hak kazanarak kalitelerini uluslararası alanda kanıtlamış oldu. Bu yıl 29-30 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Paris International Honey Awards (PIHA) 2023’de, APİMAYE’nin katkıları ile yarışma sürecine dâhil olan Türk arıcıları, aralarında İtalya Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi (CREA) üyelerinin de yer aldığı jüri tarafından yapılan değerlendirilmelerden başarıyla geçerek çeşitli ödüllere layık görüldü.

Türk Arıcıları Yüzlerce Yabancı Rakibini Geride Bıraktı 

Paris Bal Ödülleri için düzenlenen yarışmada ürünler ilk olarak laboratuvar testlerine tabi tutuldu. Bu testlerden başarı ile geçen ürünler, daha sonra aralarında, tarımsal gıda tedarik zincirlerine adanmış ve sektörün önde gelenlerinden olan İtalya Tarımsal Araştırma ve Ekonomi Konseyi (CREA) üyelerinin de yer aldığı jüri tarafından kalite, koku, doku ve lezzet kriterlerine göre değerlendirildi. Buna göre Apimaye’nin desteğiyle yarışmaya katılan Bin Şifa Balları platin ödül; Balıkesir Çam Salgı Balı, Balıkesir Çiçek Balı, Balıkesir Meşe Balı, Bee MySotis, Bingöl Çapakçur Bal, Gölbal, Soner’s Honey, Şenli Bingöl Bal markaları ise altın ödül almaya hak kazandı.

Sürdürülebilir İyi Arıcılık Yolculuğunda Sistemli Bir Arıcılık Altyapısı Sağladığımız Üreticilerimizin Başarılarıyla Gurur Duyuyoruz

Paris Bal Ödülleri 2023’de yüzlerce katılımcı arasından ballarının kalitesiyle ön plana çıkan Türk bal üreticilerini tebrik eden APİMAYE Kurucusu ve Onursal Başkanı Muzaffer Yıldırım, yarışmada kazanılan ödüllerin firmalara pek çok katkısının olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Yüzlerce katılımcı arasından laboratuvar testleri ve diğer duyusal analizleri geçerek ödül almaya hak kazanan firmalar, ambalajlarına ekledikleri etiket ile raflarda ön sıraya çıkabiliyorlar. Öte yandan prestijli bir ödül alması ve kalitesinin ispatlanmış olması, firmaların global pazarda tanınırlığını desteklerken, iş geliştirme fırsatı yaratmasında da etkili oluyor. Sürdürülebilir iyi arıcılık yolculuğunda sistemli bir arıcılık altyapısı sağladığımız üreticilerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bu nedenle her yıl olduğu gibi bundan sonra düzenlenecek yarışmalarda da Türk arıcılarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Başarı ile ürettikleri balların kalitesini ve farkını tüm dünyaya tanıtmak isteyen Türk bal firmalarının her zaman yanında olacağız.

Firma Hakkında

APİMAYE, arıcılık sektöründe dünyadaki teknolojik gelişmeleri, değişimleri takip ederek arıcılığı hobi ya da meslek olarak yapan herkesi en modern ve doğru ekipmanlar ile buluşturmak amacıyla kurulmuştur.

TÜBİTAK destekli bir AR-GE projesi kapsamında dünyada bir ilk olan Termo Kovanlar ile inovasyon ödülleri almış olup, “İyi Arıcılık” ve “Sürdürülebilir Arıcılık” uygulamalarını destekleyerek özellikle ülkemizde kovan stardardizasyonu ve verimlilikte kovanın önemi konularında farkındalık yaratmıştır.

Reklam

Kaliteyi ilke edinerek üretmiş olduğu Termo Kovanlar, Ergo Kovanlar ve Ahşap Kovanların modernizasyonuna yönelik ekipmanların yanı sıra yapmış olduğu uluslararası işbirlikleri ile dünyanın önde gelen arıcılık ekipmanı firmalarının ürünlerini ülkemiz arıcılarının hizmetine sunmuştur.

Kaynak: HORECA Trend ve APİMAYE

Devamını Oku
Reklam
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bal

“Tüketicimize Karşı En Büyük Sorumluluğumuz Gıda Güvenliği”

Tüketiciler için hayati öneme sahip olan “Gıda Güvenliği” konusunun ele alındığı 8. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, 9-10 Mayıs tarihlerinde gerçekleşti. Türkiye’nin 1 Numaralı Doğal Bal Markası* Balparmak’ın Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak “Gıda Sektörü Gıda Güvenliğini Konuşuyor” panelinde “Balparmak olarak, Tüketicimize karşı en büyük sorumluluğumuz gıda güvenliği, şeffaflık ve izlenebilirliktir. Bu nedenle balda yapılan hile ile ciddi bir mücadele halindeyiz ve tüketicimize tam 44 yıldır doğal bal sunuyoruz” dedi.

Yayınlandı

on

Sektörün önde gelenleri, gıda sektörünün en önemli başlıklarından biri olan “Gıda Güvenliği” konusu için 8. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nde, bir araya geldi. Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) tarafından açıklanan raporda hileli üretimi en kolay 6. gıda ürünü olarak ele alınan bal, kongrenin önemli konu başlıklarından birini oluşturdu. Kongrede konuşan bal ve diğer arı ürünleri sektörünün lider markası Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, AR-GE merkezlerinde yapılan bilimsel çalışmalarla, balda taklit ve tağşişin analiz edilmesi konusunda dünyaya örnek olacak buluşlar gerçekleştirdiklerini vurguladı. Altıparmak’a, Balparmak AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı ve “Baldaki Güncel Taklit ve Tağşiş Uygulamaları ve Hile Tespitinde Yaygın Olarak Kullanılan Analitik Yaklaşımlar Üzerine Kapsamlı Bir İnceleme” adlı sunumuyla Balparmak Analitik AR-GE Müdürü İsmail Emir Akyıldız eşlik etti.

Özen Altıparmak, gıda güvenliğini markalaşmanın temel unsuru olarak gördüğünü belirttiği konuşmasında, “Ülkemizde açıkta satılan kontrolsüz ballar veya denetim eksiği olan ürünlerin raflarda yer almasıyla mücadele ediyoruz. Bu mücadele kapsamında kendimizi bilimsel açıdan da sürekli olarak geliştiriyoruz. Örneğin; 2022 yılında Balparmak AR-GE Merkezimize yaptığımız yeni teknolojik yatırım ile piyasada çok yaygın olarak yapılan hileli bal çeşidi olan ve ancak ileri teknoloji ile yapılan detaylı analizlerle ortaya çıkarılabilen mısır, pancar, pirinç, agave gibi şeker şuruplarından yapılan ürünleri tespit ediyor ve raporluyoruz. Ayrıca bu şuruplardan elde edilen hileli bala gerçek bal algısı vermek amacıyla katılan gıda boyalarını ve enzim katkılarının varlığını da  doğruluğu yüksek ve hassas bir formatta tespit edebiliyoruz. Balparmak olarak tam 44 yıldır, bir balın hileli olup olmadığını laboratuvarlarımızda yaptığımız analizlerle tespit edebiliyor ve sadece doğal balı ve arı ürünlerini sofralara sunuyoruz. Ancak tespit edilen hile yönteminin bilimsel nitelik kazanarak yayımlanabilmesi için bunun bilimsel metotlarla raporlanabilir olması gerekiyor. Bugün yeni teknolojik donanımızla beraber alanında uzman 20 mühendisimizin yoğun çalışmaları sayesinde geliştirdiğimiz metotlarımızı, tüm dünya ile paylaşır durumdayız. Ülkemiz adına gurur verici olan kısım ise; arı ürünlerinde yapılan taklit ve tağşişle (hile) mücadele kapsamında geliştirilen bu önemli bu metotları tüm dünyada ilk defa Balparmak AR-GE merkezimizin bulmuş olmasıdır” dedi.

Tüketicimize Ürünlerini Doğal Olduğunu Doğrulatabilme İmkanı Sunuyoruz

Altıparmak, yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılardan topladıkları arı ürünlerini, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en kapsamlı dört eşdeğer Bal ve Arı Ürünleri İhtisas Laboratuvarı olan “Balparmak APILAB” da 4 aşamalı analiz süreci ile en az 100 parametrede doğallık testinden geçirdiklerini ve ileri metotlarla yapılan bu analizlerin sonucunda doğallığından yüzde 100 emin oldukları ürünleri sofralara sunduklarını belirtti. Güvenli gıdanın; besin değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan temiz olan ve bozulmamış olması gerektiğine işaret eden Altıparmak, “Gıdanın insan sağlığını etkilemeyecek, çevre sorunları yaratmayacak ortamlarda elde edilmesi, işlenmesi ve korunması gerekir. Bu anlamda gıdaların üretim, işleme, saklama, taşıma ve dağıtım aşamalarında gerekli kurallara uyulması ve önlemlerin alınması çok büyük önem arz ediyor. Tüketiciler evlerine giren gıda ürünlerinin gıda güvenliğine uygun şekilde üretilip üretilmediğini bilemiyor. Oysa gıda güvenliğinde şeffaflık ve izlenebilirlik birinci kural olmalı. Balparmak olarak 2015 yılında hayata geçirdiğimiz “İZLENEBİLİRLİK” projemiz sayesinde tüketiciyi alacağı ürünü sorgulamaya teşvik ediyoruz. Biz “izlenebilirlik”le tüketicimize ürünlerini doğrulatabilme ve ürünlerin analiz raporuna ulaşma imkanı sunuyoruz. Tüketicimize ürünümüz daha market rafındayken, üzerinde bulunan QR kodu cep telefonundan okutarak doğallığından ve saflığından emin olmalarını sağlıyoruz. İstiyoruz ki; tüketici evine götürdüğü, sofrasına koyduğu ürünün içeriğini, ürünün sahip olması gereken kalite değerlerine sahip olup olmadığını, hangi bölgeden geldiğini, içindeki polen çeşitlerini, bitki-çiçek kaynağını yani ürünün saf ve doğal olup olmadığını anlayabilsin” şeklinde konuştu.

Balparmak Arıcılık Akademisi İle 7000 Kadın ve Genç Arıcıya Ulaştı

Şeffaflığı ve izlenebilirliği tüketicilerine karşı duydukları bir sorumluluk olarak gördüklerini belirten Özen Altıparmak, konuşmasının devamında arılar ve arıcılara karşı da sorumlulukları olduğunu dile getirdi. 2018 yılında hayata geçirilen Balparmak Arıcılık Akademisi’nin bu nedenle kurulduğunu söyleyen Altıparmak sözlerine şöyle devam etti:

Reklam

“Kırsal kalkınma bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılmasına ve arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine destek olmayı amaçlıyoruz. Bugüne kadar yüz yüze eğitimlerle 700, online eğitimlerle de 700’den fazla kadın ve gence ulaşmayı başardık. Eğitimlerimizde, katma değerli arı ürünlerini daha verimli ve kaliteli üretmenin yanı sıra, modern arıcılık teknikleri eğitimleri ile arıcılıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik olarak “doğru bilinen yanlışları” düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitimlerimiz sayesinde arıcılık mesleğini genç nesillere özendirmeyi ve hane gelirlerini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.

Kaynak: HORECA Trend ve Balparmak

Devamını Oku

Bal

Dünya Arı Günü’nde Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak’tan Çağrı

Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, Dünya Arı Günü’nde tarım ilaçlarının kontrollü kullanılması konusunda çağrı yaptı. Altıparmak, “Bir bal arısı polen ve nektar toplamak için kovanından 80 km² alanda uçabiliyor. Olumsuz çevre koşulları ve tarım alanlarının kontrolsüz ilaçlanması, arı popülasyonuna ve balın kalitesine zarar veren iki önemli etken. Çiftçilerimiz, iyi tarım ilacı kullanımı ve ilaçlamanın arıların uçmayacağı gece saatlerinde yapılması konularında teşvik edilmeli ve denetlenmeli” dedi.

Yayınlandı

on

Arılar, insan neslinin devamı için kritik öneme sahip canlılardır. Arıların 100 milyon yıldır dünyada olduğu kabul ediliyor. İnsanlığın tarihi ise sadece 300 bin yıl. Soframıza gelen her 3 gıdadan biri arılar sayesinde üretiliyor; gıdaların yüzde 90’ı, 82 farklı bitki türünden elde ediliyor. Bu 82 türün 63’ü ise arılar tarafından tozlaştırılarak tohumları çevreye saçılıyor. İklim değişikliği, yanlış, bilinçsiz ve kontrolsüz tarımsal ilaçlama, kirli su kaynakları gibi olumsuz etkenler arı popülasyonunu azaltırken, bizleri de çok değerli bir besin kaynağı olan arı ürünlerinden mahrum bırakıyor. Oysa dünya üzerinde bozulmadan, değerlerini koruyarak uzun yıllar kalabilen ender besinlerden biridir bal…

Arıların önemini vurgulamak ve bu konuda farkındalık yaratmak için tüm dünyada her yıl 20 Mayıs, “Dünya Arı Günü” olarak kutlanıyor. Yarım asıra yakın bir süredir, arılar ve arıcılığın geliştirilmesi için çaba sarf eden Türkiye’nin bir numaralı bal markası Balparmak’ ın Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak da Dünya Arı Günü’nde bu konuya dikkat çekti. Altıparmak, “Bir bal arısı polen ve nektar toplamak için kovanından 80 km² alanda uçabiliyor. Bu nedenle olumsuz çevre koşulları ve tarım alanlarının kontrolsüz ilaçlanması, arı popülasyonuna ve arı ürünlerinin kalitesine önemli oranda etki ediyor. Doğanın sürdürülebilirliği için ciddi önlemler alınması gerekiyor” dedi.

Doğayla Dost, Ekolojik Tarım İlaçlarının Kullanımı Teşvik Edilmeli

Arı varlığının korunması için acil önlem alınması gerektiğine işaret eden Altıparmak, çiftçilerin, iyi tarım ilacı kullanımı ve ilaçlamanın arıların uçmayacağı gece saatlerinde yapılması konularında teşvik edilebileceğini belirtti. Kamu otoritelerinin bu konudaki denetimleri artırmasının da önemini vurgulayan Altıparmak, “Ekosisteme ciddi etkileri olan tarım ilaçları maalesef ülkemizde de yaygın bir şekilde kullanılıyor. Zehirli kimyasallar içeren ilaçlar kullanmayan, doğayla uyumlu ekolojik üretim yapan üreticilerin desteklenmesi ve çoğalması bu nedenle çok önemli. İlgili kurumlar ve karar vericiler, bu konudaki yaptırımları ülkemizde de hızlıca uygulamalı, denetim ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık vermeli ve ekolojik, doğayla dost, sürdürülebilir yöntemleri teşvik etmeli” şeklinde konuştu.

Dünyanın En Kadim Emekçileri Olan Arıların Günü Kutlu Olsun!

Arıların, yeryüzünün en eski sakinlerinden biri olduğunu vurgulayan Altıparmak, şunları söyledi: “Dünyadaki varlıkları insanoğlundan da öncesine dayanan ve dünyayı tam anlamıyla “çekip çeviren” arılara ne kadar teşekkür etsek az… Arıları korumak adına atacağımız doğru adımlarla, sadece onların değil; tüm dünyanın geleceği için daha iyi koşullar yaratmak mümkün! Çünkü arı olmazsa tozlaşma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz. Dünyanın en lezzetli doğal besinlerinden birinin üreticisi olan arılar, sıra dışı yaşam döngüleri ve koloni yapılarıyla, canlılar aleminin en merak uyandırıcı varlıkları arasında yer alıyor. Bu minik canlılar, yaşam döngüleri boyunca doğanın sürdürülebilirliğine önemli bir katkı sunuyor. Arı popülasyonunun gezegenimizdeki rolünü tüm nesillere anlatabilmek için hala atılması gereken çok fazla adım var. 2017 yılından beri her yıl, dünya genelinde düzenlenen Dünya Arı Günü kutlamaları, şimdiye dek arı ve ekosistem ilişkisine dair farkındalık yaratmak amacıyla atılmış en kapsamlı adımlar arasında yer alıyor.”

Reklam

Arıcılık Mesleği Hileli Ballar Yüzünden Yaşlanıyor!

Arıcıların, piyasada satılan hileli ballardan dolayı oluşan haksız rekabetle başa çıkmakta zorlandıklarını kaydeden Altıparmak, “Yaklaşık yarım asırdır arıların varlığının korunması ve arıcılık mesleğinin gelişimi için çalışıyoruz, balda yapılan hileler nedeniyle tüketici kadar, işini alın teriyle yapan emektar arıcılar da zarar görüyor. Türkiye, arı popülasyonu bakımından dünyanın ilk on ülkesi arasında yer alıyor. Arıcılık ülkemizde yan ürünleriyle beraber oldukça geniş bir istihdam ortamı sağlıyor. Arıcılığın babadan evlatlara geçmesi, ailenin arıcılıktan geçimini sağlaması çok önemli. Oldukça meşakkatli olan bu mesleğe bir de mücadele edilmesi gereken taklit ve tağşiş sorunu eklendi. İşini hakkıyla yapan arıcılarımız, piyasada satılan hileli ballarla rekabet etmeye çalışıyor. Bu yorucu mücadele nedeniyle zaten zorlu olan mesleğin karlılığı da azalmaya başladığı için arıcılık artık genç aileler tarafından tercih edilmiyor, yani arıcılık mesleği yaşlanıyor. Bu riski görüp, 2018 yılında Balparmak Arıcılık Akademisini hayata geçirerek kadın ve genç arıcıların mesleğe kazandırılması misyonunu üstlendik. Kırsal kalkınma bölgelerindeki kadın ve gençlerin arıcılığa kazandırılması ve arıcılık mesleğinin sürdürülebilirliğine destek olmayı amaçladık. Bugüne kadar yüz yüze eğitimlerle 700, online eğitimlerle de 700’den fazla kadın ve gence ulaşmayı başardık. Eğitimlerimizde, katma değerli arı ürünlerinin daha verimli ve kaliteli bir şekilde üretilmesinin yanı sıra, modern arıcılık teknikleri eğitimleriyle arıcılıkta verimliliği ve kaliteyi artırmaya yönelik olarak ‘doğru bilinen yanlışları’ düzeltmeye çalışıyoruz. Eğitimlerimiz sayesinde arıcılık mesleğini genç nesillere özendirmeyi ve hane gelirlerini artırmayı amaçlıyoruz” dedi.

En Fazla Hileye Maruz Kalan Gıda Ürünü Bal

EFSA tarafından yapılan araştırmaya göre, gıda ürünleri arasında en fazla hileye maruz kalanlardan biri olan balın, doğalına ulaşmak ve sofralara sunulana kadar doğallığını korumak için büyük mücadele verdiklerini vurgulayan Altıparmak, balda taklit ve tağşişin, yani hilenin analiz edilmesi konusunda tüm dünyada bir ilk olan buluşlar gerçekleştirdiklerini belirtti. Gıda güvenliğini, markalaşmanın temel unsuru olarak gördüğünü belirten Altıparmak, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizde açıkta satılan ballar veya denetim eksiği olan ürünlerin raflarda yer almasıyla mücadele ediyoruz. Balparmak AR-GE Merkezimize yaptığımız teknolojik yatırımlar ve farklı disiplinlerden oluşan uzman akademisyen kadromuz sayesinde hileli bal olarak kayıtlara geçen mısır, pancar, pirinç, agave gibi şeker şuruplarından elde edilen ve bal diye satılan her türlü ürünü tespit edebiliyoruz. Ayrıca bu şuruplardan elde edilen hileli bala gerçek bal algısı vermek amacıyla katılan gıda boyalarını ve enzim katkılarının varlığını, doğruluğu yüksek ve hassas bir formatta tespit edebiliyoruz. Bu mücadeleyi hem tüketiciyi korumak hem de işini hakkıyla, alın teriyle yapan arıcının emeğini korumak için veriyoruz” dedi.

Dünya Arı Günü Nasıl Doğdu?

Dünya Arı Günü, arı ve yaşam arasındaki bağın önemine dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanmakta olan özel bir zaman dilimini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ilan edilen Dünya Arı Günü, yaz mevsiminin yaklaştığı ve arı popülasyonlarının doğaya akın ettiği mayıs ayında kutlanıyor. Dünya Arı Günü kutlamaları, her yıl 20 Mayıs’ta gerçekleştiriliyor. Bu tarihin Dünya Arı Günü ilan edilmesinde, modern arıcılığın babası olarak bilinen Slovenyalı Apiarist Anton Janša’nın doğum günü olması temel nedeni oluşturuyor. Bunun özel bir gün olarak kutlanmaya başlamasında ise 2030 yıl bitimine kadar ulaşılması amaçlanan BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri önemli bir rol oynuyor. Bu evrensel eylem çağrısı, ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin korunması adına tüm ülkeleri harekete geçmeye davet ediyor. 20 Mayıs’ın Dünya Arı Günü olarak kutlanması; 20 Aralık 2017 tarihinde düzenlenen BM Genel Kurulu toplantısında oy birliği ile kabul edildi. Arı ve insan yaşamının tüm alanlarda sıkı bir bağa sahip olmasından hareketle Kurul’da sunulan karar tasarısı, 115 ülkenin ortak katılımıyla büyük bir destek gördü. 2021’de dördüncü kez kutlanan 20 Mayıs Dünya Arı Günü, hemen hemen tüm ülkelerde her yıl daha büyük organizasyonlarla kutlanmaya devam ediyor. Arılar besinlerini elde etmek amacıyla çiçekten çiçeğe gezerken, aynı zamanda bitkilerdeki tozlaşmaya da aracılık ediyor. Hatta yeryüzündeki polen alışverişinin büyük çoğunluğunu sağlayarak, ekosistemin devamlılığında en kritik rolü oynuyor. Arıların tüm bu faaliyetleri, insanlar tarafından en sık tüketilen besinlerin yüzde 70’inin üretilmesini sağlıyor. Bu da tükettiğimiz hemen her öğünü arılara borçlu olduğumuz anlamına geliyor.  Arıların yok olması durumunda, bitkilerin tozlaşmasında yüzde 80’e kadar azalma olacağı tahmin ediliyor. Bu da çiçekli bitkiler (meyve, sebze vb.) başta olmak üzere pek çok flora üyesinin, soylarının hızla tükeneceğini gösteriyor. Bitki soyları bu denli tükendiğinde, yeryüzündeki doğal yaşamın yanı sıra insan hayatında da olumsuz yönde büyük değişimlerin olacağı kaçınılmaz görünüyor. Kısacası; bu yönden bakıldığında arı kelimesinin karşılığını hem “saflık” hem de “hayat” oluşturuyor!

Arıları Nasıl Koruyabiliriz?

Reklam
  • Ev ve bahçelerde böcek ilacı kullanımı azaltılmalı.
  • Plansız şehirleşmenin önüne geçilmeli ve doğal alanların korunması sağlanmalı.
  • Tarımda zirai ilaçlama azaltılmalı ve iyi tarım uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
  • İklim değişikliğine karşı ülke çapında stratejik önlemler alınmalı.
  • Yeni nesillerde doğa bilincinin yerleşmesi amacıyla programlar ve etkinlikler düzenlenmeli.
  • Arıcılık faaliyetleri için daha fazla teşvik oluşturulmalı.
  • Tarım ve peyzaj alanlarının yanı sıra mülklere ait bahçelerde ve balkonlarda da arıların faydalanabileceği çiçekli bitkilerin ekimi yaygınlaştırılmalı.

Toplumdaki arı korkusunun yenilmesi adına kamu, arıların savunma mekanizmasına dair daha çok bilinçlendirilmeli.

Balparmak Hakkında

Tüketicisine sunduğu kalite standardı ile farklılaşan, balın ve arı ürünlerinin doğallığını ve saflığını koruyarak hak ettiği en yüksek değere çıkarmak misyonuyla çalışan Balparmak, bu anlamda sektörün öncülüğünü üstleniyor. Gıda güvenliği konusunda uluslararası standartlara göre çalışan Balparmak, FSSC 22000 (FoodSafetySystemCertification) ve BRCGS (British RetailConsortium Global Standarts) gibi uluslararası gıda güvenliği sistemleri sertifikalarına da sahip. Türkiye’nin bal ve diğer arı ürünleri alanındaki ilk, gıda alanında 8’inci AR-GE Merkezi’ne sahip olan Balparmak; TÜRKAK tarafından akredite olan Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı sayesinde, tüketicilerine sunduğu ürünlerini en az 100 parametrede analiz ediyor.

Kaynak: HORECA Trend ve Balparmak

Devamını Oku

Bal

Doğal Enerji Kaynağı “Doğal Balı” Sofralarınızdan Eksik Etmeyin!

Ramazan ayında oruç tutan kişilerin değişen beslenme düzeni için uzmanlar dengeli ve sağlıklı bir oruç beslenmesinin ancak doğru gıda seçimleriyle olabileceğini vurguluyor. Bu noktada, doğal balın dengeli beslenmede önemli bir rolü olabileceğinin üzerinde duruluyor.

Yayınlandı

on

Bal, içerdiği doğal şekerler, vitaminler ve minerallerle oruç tutanların enerji ihtiyacını karşılamak için mükemmel bir doğal kaynak olarak kabul ediliyor. İftarda tüketilen balın sağladığı hızlı enerji vücudu canlandırıyor ve su ihtiyacını azaltmaya yardımcı oluyor. Bal sahurda tüketildiğinde ise uzun süre tok kalınmasını sağlayarak gün boyu açlık hissinin azalmasına katkıda bulunuyor.

Beslenme uzmanları, balın oruç beslenmesindeki rolünü şu şekilde özetliyorlar: “Bal, doğal bir enerji deposudur ve içeriğindeki besin maddeleriyle vücuda anında enerji sağlar. İftar ve sahurda tüketildiğinde sindirimi kolaydır ve vücut tarafından hızla emilir. Ayrıca, balın içeriğinde bulunan antioksidanlar sayesinde vücudu hastalıklara karşı korur.”

Oruç tutanlar, sağlıklı ve dengeli bir beslenme için iftar ve sahur öğünlerinde balı tercih ederek enerjik, zinde ve dirençli bir Ramazan dönemi geçirebilirler.

Peki, Bal Tüketerek Hangi Vitamin ve Mineral İhtiyaçlarınızı Karşılayabilirsiniz? 

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, bunları şöyle sıralıyor:

B vitaminleri: Bal, B vitaminlerinden özellikle B1 (tiamin), B2 (riboflavin), B3 (niyasin) ve B6 (piridoksin) gibi çeşitli formları içerir. Bu vitaminler, enerji metabolizması, sinir sistemi fonksiyonları ve hücre yenilenmesi gibi birçok biyolojik süreç için gereklidir. Açlığın getirdiği sinirlilik, unutkanlık, enerji kaybının yerine konması için bu vitaminler çok önemlidir.

Reklam

C vitamini: Bal, C vitamini içerir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, antioksidan özelliklere sahiptir ve cilt sağlığı için önemlidir. Oruç tutarken hastalıklara karşı dirençli olmak için de balı sofralardan eksik etmemek lazım.

Potasyum: Potasyum, vücutta sıvı dengesini sağlamak, kas fonksiyonları için gereklidir ve kan basıncını düzenler. Bal, potasyum içeriği ile bu minerale katkı sağlar. Sahurda bal tüketmek, susatmaz, aksine vücudunuzun su dengesini korumaya yardımcı olur.

Kalsiyum ve magnezyum: Balda bulunan kalsiyum kemik sağlığı için önemlidir. Magnezyum ise kas fonksiyonları, sinir iletimi ve metabolizma için gereklidir.

Demir: Balda bulunan demir, vücutta oksijen taşıma işlevi gören hemoglobin üretimi için gereklidir. Özellikle akşamüzeri, iftara yakın saatlerde halsizliğimizin sebebi kana taşınan oksijendeki azalmadır. Sahurda bal tüketerek gün boyu organlarınızın ihtiyacı olan oksijeni depolamış ve güne hazırlanmış olursunuz.

Çinko: Çinko, bağışıklık sistemi fonksiyonları, hücre yenilenmesi ve yara iyileşmesi için gereklidir. Balda doğal olarak bulunan çinko, bu mineralin vücuda alınmasına katkı sağlar.

Ramazan Ayında Bal Tüketimi, Sindirim Sistemini Düzenlemede Yardımcı Oluyor

Balın sağlığa faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz gibi, özellikle ramazan ayında sindirim sistemine olan etkilerine değinmemek olmaz. Ramazanda oruç tutan bireylerin vücudu uzun süreli açlığa ve susuzluğa maruz kalıyor, bundan kaynaklı sindirim sisteminde ve kan şekerinde değişiklikler meydana geliyor. Hazımsızlık, şişkinlik, gaz gibi sindirim sorunları sıklıkla yaşanıyor. Doğal balın antioksidan özelliğinden yararlanarak sindirim sisteminizi dengeleyebilir, , uzun saatli açlık sonrasında kan şekerinizi dengeleyebilirsiniz.

Reklam

Ramazan’da Balı Nasıl Tüketebiliriz?

İftarda ballı şerbetler, ballı hafif sütlü tatlılar, yatmadan önce meyve ve kuruyemişlerle hazırlanan kaseler, sahurda süt ve yoğurtla yapılan karışımlar sizi zinde ve enerjik tutabilir. İşte size birkaç tarif:

Ballı Güllaç

Malzemeler

Güllaç (4 yaprak)

Süt (1 litre)

Süzme Çiçek Yayla ve Ova Balı (4 yemek kaşığı)

Reklam

Ceviz (15 adet)

Nar Taneleri (1 çay bardağı)

Hazırlanışı  

Sütün tamamını tencereye alın ve bir taşım kaynatın. Ardından ılık hale gelmesi için bir süre bekleyin. Ilıyan süte 4 yemek kaşığı Süzme Çiçek Yayla ve Ova Balı’nı ilave edin ve iyice karıştırın. Bu aşamada tercihe göre sütün içerisine 2-3 damla gül suyu ilave edebilirsiniz. Güllaçtan bir yaprak alarak uygun bir tepsi ya da borcamın içerisine yerleştirin. Ardından bir kepçe ballı sütü yaprağın üzerine gezdirin ve aynı işlemi ikinci yaprak için de gerçekleştirin. Oluşturduğunuz iki kat güllacın üzerine havanda dövdüğünüz cevizlerin bir kısmını serpin. Cevizlerin üzerine bir güllaç yaprağı daha kapatın ve bu yaprağı da ballı süt ile ıslatın. Son olarak aynı işlemi bir kez daha gerçekleştirin ve güllacınızın üzerine dövülmüş cevizler ile nar tanelerini serpin. Ballı güllacı, sütünü tamamen çekmesi için ortalama 2 saat buzdolabında bekletin. Sütünü tamamen çeken ballı güllacı buzdolabından çıkarın ve istediğiniz büyüklükte dilimlere ayırın. Servis tabağına aldığınız güllacı dilerseniz tek başına, dilerseniz de dondurma eşliğinde sunabilirsiniz.

Ballı Meyveli Kase

Malzemeler

•          2 yemek kaşığı yulaf ezmesi

Reklam

•          1 su bardağı ev yapımı yoğurt

•          15 adet çiğ badem

•          Bir tatlı kaşığı keten tohumu

•          2 tatlı kaşığı Süzme Çiçek Yayla ve Ova Balı

•          Üzerini süslemek için; İnce dilimlenmiş orta boy muz, hindistan cevizi tozu

Hazırlanışı  

Blendera yulaf ezmesini, ev yapımı yoğurdu, çiğ bademi, keten tohumu ve balı alalım, 2 dakika karıştırdıktan sonra servis kasesine aktaralım. Üzerini süslemek için dilimlenmiş muzları ve hindistan cevizi tozunu ekleyelim. Afiyet olsun!

Reklam

Ballı Reyhan Şerbeti

Malzemeler

Taze Reyhan (1 demet)

Limon (1 adet)

Kabuk Tarçın (3-4 adet)

Karanfil (3-4 adet)

Su (1 litre)

Reklam

Süzme Çiçek Yayla Balı (3 yemek kaşığı)

Hazırlanışı 

Suyun tamamını tencereye dökün. Ardından tarçın kabuklarını ve karanfilleri suya ekleyin. Tencereyi ocağa alarak kaynayana kadar ısıtın. Bu sırada limonun suyunu sıkın. Kaynamakta olan suya limon suyunu ilave ederek bir iki kez karıştırın ve ocağı kapatın. Reyhanları iyice yıkadıktan sonra sapları ile kaynar suyun içerisine ekleyin. Tencerenin kapağını kapatın ve demlenmesi için 4-5 saat kadar bekleyin. (Bekleme süresi dolduktan sonra su pembe bir renk almış olmalı.) Yeterli sürenin ardından karışımın suyunu servis edeceğiniz kaba süzün. Ve içerisine 3 yemek kaşığı Süzme Çiçek Yayla Balı’nı ilave ederek karıştırın. Şerbeti soğuk tüketmek için 1-2 saat buzdolabında bekletin.

Kaynak: HORECA Trend ve Balparmak

Devamını Oku

Popüler Haberler

Copyright © 2024 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com