Tarihi Yarımada’da Özel Bir İftar Deneyimi
Tarihi Yarımada’nın kalbinde, Binbirdirek’in tarihi atmosferinde konumlanan Hotel Komana Binbirdirek bünyesindeki Sentez Restaurant, Ramazan ayına özel hazırladığı iftar deneyimiyle misafirlerini...
Tarihi Yarımada’nın kalbinde, Binbirdirek’in tarihi atmosferinde konumlanan Hotel Komana Binbirdirek bünyesindeki Sentez Restaurant, Ramazan ayına özel hazırladığı iftar deneyimiyle misafirlerini ağırlıyor. Şehrin geçmişten bugüne uzanan hafızasını arkasına alan mekan, Ramazan geleneğini mutfak odağında yeniden ele alarak misafirlerine zamansız bir deneyim sunuyor.
Tarihi Yarımada’nın dokusunu hissettiren mimarisi ve İstanbul’un geçmişine açılan manzarasıyla Sentez Restaurant, iftar sofralarına yalnızca lezzet değil aynı zamanda güçlü bir mekân deneyimi de katıyor. Tarihi yarımadanın siluetine karşı kurulan sofralar, Ramazan buluşmalarını şehirle bütünleşen özel bir ana dönüştürüyor.
Sentez Restaurant’ta “Şeflerin Ramazan Sofrası” konseptiyle hayata deneyim 5, 6, 7 Mart ve 12, 13, 14 Mart akşamlarında misafirlerle buluşuyor. Toplam 6 gece için planlanan bu pop-up formatı, İstanbul gastronomi sahnesinde çok sık karşılaşılan bir etkinlik değil. Sentez Restaurant bu etkinlikle Ramazan sofralarını hafızada kalıcı bir gastronomi buluşmasına dönüştürmeyi amaçlıyor.
Özel iftar menüsü, gastronomi dünyasının tanınan isimlerinden Şef Cem Ekşi ile Sentez Restaurant mutfağının şefi Fatih Anıl Demirci iş birliğiyle hazırlandı. Menü, geleneksel tariflerden ilham alıyor ancak çağdaş mutfak teknikleri ve dengeli lezzet kurgusuyla farklı bir yorum kazanıyor. Böylece iftar yalnızca bir akşam yemeği olmaktan çıkarak paylaşım ve hatırlama duygusunu öne taşıyan bütünlüklü bir sofraya dönüşüyor.
Şef Cem Ekşi yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor “Ramazan sofraları benim için sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir hafıza. Çocukluğumdan bugüne taşıdığım tatları korurken, onları bugünün mutfak diliyle yeniden anlatmak istedim. Bu menüde her tabak tanıdık bir lezzete dayanıyor ama küçük dokunuşlarla misafire yeni bir deneyim sunuyoruz.”
İftar menüsü kuru kayısı dolma, dolgulu hurma ve limonlu hal hal ile başlıyor. Ramazan pidesi ve fıstıklı tulum sarma sofranın ilk sıcak eşlikçileri olarak sunulurken ardından gelen tandır çorbası klasik başlangıca güçlü bir derinlik katıyor. Paylaşım bölümünde ise marine domates, sürklü humus, konak muhammarası, lorlu kabak, ekşili lahana sarma ve beyaz dutlu kıymalı börek yer alıyor. Anadolu’nun farklı tat hafızalarından izler taşıyan bu seçki, Ramazan sofralarının en önemli unsurlarından biri olan paylaşım kültürünü sofranın merkezine taşıyor.
Ana yemeklerde yorum daha da belirginleşiyor. Bozalı levrek, Vefa boza, tarçın, leblebi, yenibahar ve tereyağıyla sunularak alışılmış lezzet sınırlarını zarif biçimde genişletiyor. Keçiboynuzlu kuzu tandır ise firik pilav ve pastırmalı Brüksel lahanası eşliğinde servis ediliyor. Uzun pişirme teknikleriyle hazırlanan tandır, Ramazan sofralarının klasik ana yemek anlayışını modern bir yaklaşımla yeniden yorumluyor. Tatlı bölümünde elmalı baklava, kavruk ceviz dondurması ve tereyağlı sütlaç yer alıyor. Geleneksel tatlılar dengeli bir final sunarken, iftar deneyimi hafif ve zarif bir kapanışla tamamlanıyor.
Sentez Restaurant’ta gerçekleşen bu “Şeflerin Ramazan Sofrası”, Tarihi Yarımada’da iftar sofralarına farklı bir perspektif getiriyor. İki şefin ortak mutfak yorumu, mekanın tarihi atmosferi ve belirli tarihlerde gerçekleşen bu gastronomi buluşması, Ramazan geleneğine hem saygılı hem de yenilikçi bir yaklaşım sunuyor.



İlk yorumu siz yapın...