Connect with us

Gastronomi

Yeni Yılın İlk Gastronomi Randevusu: Shang Brunch 11 Ocak’ta!

Gault & Millau 2026 Türkiye Rehberi tarafından “Yılın En İyi Brunch Mekânı” seçilen Shangri-La Bosphorus, İstanbul’un imza etkinliği Shang Brunch, 2026 yılının ilk buluşmasıyla bu Pazar, 11 Ocak’ta, Boğaz’a nazır IST TOO’da gastronomi tutkunlarıyla bir araya geliyor. İtalyan ve Türk mutfaklarından Uzak Doğu’nun inceliklerine, Fransız esintilerinden Çin’in otantik lezzetlerine uzanan zengin gastronomi seçkisi; ünlü şeflerin canlı pişirme istasyonlarında sunduğu imza tabaklar, çocuklara özel aktiviteler, Le Bar’ın özel kokteylleri ve canlı müzik performanslarıyla Pazar gününü ayrıcalıklı bir deneyime dönüştürüyor.

Yayınlandı

on

Yeni Yılın İlk Gastronomi Randevusu: Shang Brunch 11 Ocak’ta! | HORECA TREND

Beşiktaş’ın kalbinde, Boğaz’ın zamansız zarafeti ve kalpten gelen misafirperverlik anlayışıyla öne çıkan Shangri-La Bosphorus, İstanbul, ayda yalnızca bir kez düzenlenen Shang Brunch’ın bu yılki ilk buluşmasını 11 Ocak Pazar günü gerçekleştirecek. Türk ve dünya mutfaklarının usta şefleri, imza lezzetlerini canlı pişirme istasyonlarında sunarken; misafirler hem şeflerle birebir tanışma fırsatı yakalayacak hem de farklı mutfakların imza tatları eşliğinde hafızalarda yer edecek bir brunch deneyimi yaşayacak.

Shangri-La Bosphorus, İstanbul Executive Şefi Şevket Cihan liderliğinde düzenlenen bu buluşmada; ödüllü imza restoranı Shang Palace’ın Baş Şefi Cheng Lu, Pekin ördeği, barbekü ballı tavuk, Çin sebze salatası, kızarmış dana mantısı ve noodle çorbası gibi imza lezzetleriyle yer alıyor. İtalyan mutfağının klasiklerini modern dokunuşlarla yorumlayan Osteria Salvatore Executive Şefi Giuseppe Usai, Baylan’ın yenilikçi tatlarıyla öne çıkan Executive Şefi Tim Briggs, Japon ve Kore mutfağını çağdaş bir bakışla sunarak Michelin Rehberi’ne giren Akira Back İstanbul’un Executive Şefi Fatih Alkan ve Napoli Antica’nın İtalyan Cheese Master’ı Cosimo, bu gastronomi buluşmasında imza lezzetleriyle yer alıyor..

Etkinlik boyunca canlı caz müziği, Le Bar’ın özel kokteylleri ve çocuklara özel aktiviteler de deneyimi tamamlıyor. Misafirler, ünlü şeflerle birebir tanışma fırsatı yakalarken, farklı mutfakların imza tatlarıyla zenginleşen unutulmaz bir Pazar brunch’ı yaşıyor.

Gault & Millau Türkiye Rehberi tarafından “Best Brunch Venue” seçilerek uluslararası gastronomi sahnesinde önemli bir başarıya imza atan Shang Brunch, bu prestijli unvanı 2026 boyunca da ilham veren bir deneyimle sürdürmeyi hedefliyor.

Kaynak: HORECA TREND ve Shangri-La Bosphorus

Tamamını Oku
Reklam
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gastronomi

2026 Gastronomi Öngörüsü: Yapay Zekayı Kullanan Restoranlar Kazanacak

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ece Şener, gastronomi sektöründe 2025 yılını değerlendirerek 2026’ya yönelik öngörüleri paylaştı. 2025’in yeme içme alışkanlıklarının, iş modellerinin ve tüketim biçimlerinin köklü biçimde sorgulandığı bir yıl olduğunu belirten Şener, 2026 yılında sektörün iç dengelerinin yeniden şekilleneceğini söyledi. Şener, “Başarılı restoranlar, teknolojiyi vitrininde sergileyenler değil; onu arka planda akıllıca kullananlar olacak” dedi.

Yayınlandı

on

2026 Gastronomi Öngörüsü: Yapay Zekayı Kullanan Restoranlar Kazanacak | HORECA TREND

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ece Şener, gastronomi sektöründe 2025 yılını değerlendirerek 2026’ya dair beklentileri paylaştı. Şener’e göre 2025, gastronomi sektörü için durağan gibi görünse de yeme içme alışkanlıklarının, iş modellerinin ve tüketim biçimlerinin sorgulandığı bir “yeniden düşünme ve yön bulma yılı” oldu. 2026 yılında bu sorgulamanın somut uygulamalara dönüşeceğini belirten Şener, gastronomi sektörünün iç dengelerinin yeniden şekillenmeye başladığı bir döneme girildiğini belirtti.

Yaratıcı tabaklarda yerellik vurgusu

2025 yılında Michelin yıldızlı restoran sayısındaki artışın Türkiye gastronomisinin uluslararası görünürlüğünü güçlendirdiğini vurgulayan Şener, “Michelin yıldızlı restoran sayımızdaki artış, Türkiye gastronomisinin görünürlüğüne yeniden büyük bir katkı sağladı. Yerellik vurgusu ve yerel ürünlerin yaratıcı tabaklarda yeni formlar ve tatlarıyla karşımıza çıkması gastronomi sektöründe bizi çok daha yaratıcı yılların beklediğini ortaya koyuyor” dedi.

2025 matcha’dan antep fıstığına ‘yeşilin yılı’ oldu

Renkler ve görsellik açısından 2025’in gastronomide “yeşilin yılı” olarak öne çıktığını belirten Şener, Antep fıstığı ve matcha gibi ürünlerin özellikle sosyal medyada güçlü bir estetik dil oluşturduğunu ifade etti. Yeme içme görsellerinin moda ve güzellik dünyasını da etkisi altına aldığını belirten Şener, “Lüks markalar restoran yatırımlarını artırırken; gıda ürünleri defilelerde, koleksiyonlarda ve lüks markalarla yapılan iş birliklerinde sıkça karşımıza çıktı. Basit bir fıstık ezmesinin özel ambalajlarla lüks bir ürüne dönüşmesi, defilelerde mayonez cebi bulunan çantalar ya da vitrinlerde sergilenen ketçap koleksiyonları; gastronominin artık yalnızca mutfakta değil, kültürel ve sembolik bir alan olarak da konumlandığını gösteriyor” diye konuştu.

2025’in kırılma noktası uzun ve sağlıklı yaşam yaklaşımı’

Şener’e göre 2025’in en güçlü kırılma noktası ise uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) yaklaşımının yeme içme tercihlerine yön vermesi oldu. Küresel ölçekte etkisini artıran bu yaklaşım küçük porsiyonlarda daha yüksek besin değeri, liften zengin içerikler, fermente ürünler ve dengeli protein kaynaklarını öne çıkardı. Özellikle bağırsak sağlığına yönelik artan farkındalık, lif ve fermente ürünleri ana akım tüketicinin gündemine taşıdı.

2025 yılında bitkisel protein vurgusunun yerini daha dengeli bir yaklaşıma bıraktığını söyleyen Şener, “Bitkisel, hayvansal ve hibrit protein kaynaklarının; lif ve fermente bileşenlerle birlikte değerlendirildiği daha bütüncül beslenme modelleri öne çıkmaya başladı” dedi.

Bu dönüşümde yeni nesil zayıflama ilaçlarının da tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu belirten Şener, “daha az ama daha iyi yeme” fikrinin öne çıktığıni belirterek “ABD ve Avrupa pazarlarında tüketicilerin daha az hacimde ancak daha yüksek besin değerine sahip ürünlere yönelmesi fonksiyonel barların, lif–protein dengesi güçlü hazır gıdaların ve ‘shot’ formatındaki içeceklerin hızla yaygınlaşmasına yol açtı” diye konuştu.

Gastronomi girişimciliğinde esneklik öne çıkıyor

Gastronomi girişimciliği açısından 2025’in zorlu bir yıl olduğuna dikkat çeken Şener, “2025’te gastronomi girişimciliğini en çok etkileyen faktörler; artan hammadde maliyetleri, nitelikli iş gücüne erişimde yaşanan zorluklar ve giderek ağırlaşan kira baskısı oldu. Bu koşullar, büyük yatırım ve yüksek risk üzerine kurulu modelleri geri plana iterken; küçük, esnek ve kimliği net biçimde tanımlanmış konseptleri öne çıkardı. 2026’ya yönelik öngörü ise daha seçici bir girişimcilik ortamına işaret ediyor. Yatırımcılar artık yalnızca iyi yemek fikrine değil; ölçeklenebilirliği olan, veriyi etkin kullanan ve güçlü bir marka vizyonu ortaya koyabilen projelere odaklanacak” dedi.

Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin 2025’te sektörde görünür hale gelmeye başladığını belirten Şener, “2026’da bu dönüşümün kalıcı hale gelmesi bekleniyor. Menü planlamasından stok yönetimine kadar pek çok süreç artık veri temelli kararlarla şekilleniyor. Başarılı restoranlar, teknolojiyi vitrininde sergileyenler değil; onu arka planda akıllıca kullananlar olacak. 2025 gastronomi sektörü için bir duraklama yılı değil; yeniden düşünme ve yön bulma yılı oldu. 2026 ise bu sorgulamaların somut kararlara, net trendlere ve daha bilinçli tercihlere dönüştüğü bir dönem olacak.” diye konuştu.

Kaynak: HORECA TREND ve İstanbul Bilgi Üniversitesi

Tamamını Oku

Festival

Uluslararası Gastronomi Film Festivali 5-7 Haziran’da Urla’da Gerçekleştirilecek

Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), 5-7 Haziran 2026 tarihleri arasında Urla’da gerçekleştirilecek.

Yayınlandı

on

Uluslararası Gastronomi Film Festivali 5-7 Haziran’da Urla’da Gerçekleştirilecek | HORECA TREND

Gerçekleştireceği etkinliklerle ortak aklın, mirasın ve evrensel bir dilin hikayesini aktarmayı planlayan UGFF, Urla destinasyonundaki festivalinde, katılımcıları bu sene de söyleşi, atölye, ustalık sınıfı, tadım etkinlikleri ve film gösterimleri ile buluşturacak.

UGFF’nin Yönetim Kurulu’nda Kurucu Direktör Gülper Ergün, Festival Koordinatörü Yeşim Kaya, Artistik Direktör Ferdinando Maddaloni, Gastronomi Küratörü Yalçın İnam, Medya ve İletişim Sorumlusu Yağmur Yağcı, Yarışmalar ve Program Sorumlusu Seda Kanburoğlu, Uluslararası Gastronomi Küratörü Claudio Chanelli ile Festival Asistanı Delfin Can yer alıyor. UGFF’nin Danışmanlar Kurulu’nda ise Danışmanlar Kurulu’nda Ahmet Güzelyağdöken, Ebru Erke, Ebru Koralı, Ercan Kesal, Ezel Akay, Fadik Sevin Atasoy, İlhan Koçulu, İsmail Ertürk, Pınar Kartal Timer, Serra Yılmaz, Sırma Güven ve Zeynep Atakan bulunuyor.

Gastronomi ve Sinemanın Buluşma Noktası 2. Kez Urla’da

Geçtiğimiz sene yine Urla’da düzenlenen festivalde katılımcıları, gastronomi ve sinema odaklı birçok etkinliklerle buluşturan festival, bu seneki etkinlikleriyle de gastronomi ve sinema arasında güçlü ve kalıcı bir bağ kurmayı hedefliyor.

Festival bu sene de film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler ve tadım deneyimleri ile katılımcılara çok katmanlı bir program sunacak. Gastronominin kültürel, tarihsel ve toplumsal boyutları sinemanın evrensel anlatı diliyle ele alınacağı festivalde, yerel üreticilerden uluslararası konuklara uzanan geniş bir katılımcı profiliyle bilgi ve deneyim paylaşımı yapılacak. Festival, Urla’nın gastronomi mirasını bu sene de görünür kılmayı hedeflerken bölgenin kültürel ve yaratıcı potansiyeline de katkı sağlamayı amaçlıyor. Festival, hem sektör profesyonelleri hem de sinema ve gastronomiye ilgi duyan izleyiciler için ilham verici bir buluşma alanı yaratmaya hazırlanıyor.

Kaynak: HORECA TREND ve Uluslararası Gastronomi Film Festivali

Tamamını Oku

Gastronomi

Moda ve Gastronomi Aynı Masada Buluşuyor

DeFacto Türkiye’de bir ilke imza atarak moda ve gastronomiyi yılbaşı ruhunda buluşturuyor. Her stile özel hazırlanan menüler ile “Kendi tarzında hayatın tadını çıkar” mesajı veren bir deneyim sunuyor.

Yayınlandı

on

Moda ve Gastronomi Aynı Masada Buluşuyor | HORECA TREND

Global moda markası DeFacto,  bu yılbaşında farkı stil ve tarzlardan ilham alarak Türkiye’de bir ilke imza atıyor ve moda ile gastronomiyi aynı deneyimde buluşturan özel bir projeyi hayata geçiriyor. Yazar ve yeme içme uzmanı Levon Bağış ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında, DeFacto’nun farklı yılbaşı stillerini temsil eden personalarına özel gastronomik hikâyeler yaratıldı. Proje, “Stilin tadı olur mu?” fikrinden yola çıkarak, tarzın yalnızca giydiklerimizden değil; hissettiklerimizden, paylaştığımız anlardan ve hayatın tadını nasıl çıkardığımızdan oluştuğunu hatırlatıyor.

Kendi tarzınla hayatın “tadını” çıkar

DeFacto, “I Love Me” marka platformu üzerinden kişisel stil ile kişisel iyi oluş arasındaki bağı güçlendirirken Levon Bağış iş birliğiyle bu duyguyu ilk kez tat, koku ve duyular üzerinden de deneyime dönüştürüyor. İş birliği kapsamında DeFacto’nun beş farklı yılbaşı personası için Levon Bağış tarafından özel tarifler hazırlandı.

Moda, tat ve duygunun birleştiği yeni bir deneyim 

Proje kapsamında; DeFacto stilleri ve Levon Bağış’ın tarifleri aynı karede buluşuyor. “Stil & Tat” temalı fotoğraf ve video içerikleri, tarif videoları ve dijital platformlara özel içeriklerle moda ve gastronomi dünyası ilk kez bu kadar güçlü bir anlatı altında birleşiyor. Bu iş birliğiyle DeFacto, klasik yılbaşı iletişiminin ötesine geçerek; kişisel stil, kişisel ritüel ve hayatın tadını çıkarma fikrini merkezine alan duyusal bir deneyim sunuyor.

DeFacto Global Pazarlama İletişimi Direktörü Gülin Görünmez projeyi şöyle anlatıyor:   “Yılbaşı artık yalnızca iyi görünme meselesi değil. İnsanlar gerçekten iyi hissetmek, kendilerine ait anlar yaratmak istiyor. Kimi sakinliği, kimi kalabalığı seviyor. Biz de bu farklı ruh hâllerini sahiplenen bir yılbaşı dili kurduk. Biz bu personaları bir pazarlama segmenti olarak değil, gerçek hayattaki duygusal karşılıklar olarak görüyoruz. Yılbaşını herkes aynı şekilde yaşamak zorunda değil. DeFacto’nun stil dünyası da bu özgürlüğe alan açıyor. Biz bu yıl ‘Stilin tadı olur mu?’ sorusunu sorduk. Her stile eşlik eden bir tat yaratarak, modayı daha duyusal ve yaşanan bir deneyime dönüştürdük.”

DeFacto’nun 5 yılbaşı personası ve Levon Bağış’ın bu personalar için oluşturduğu yemek eşleşmesi şöyle:

1.Cozy- “Sıcaklığın Tadını Çıkar”

Cozy, yılbaşını kalabalıktan çok sakinlikte bulanları anlatıyor. Evde olmanın verdiği güven, yavaşlamanın huzuru ve sevdiklerle paylaşılan küçük anlar bu personanın merkezinde. Yumuşak dokular, oversize trikolar ve rahat siluetler; sadece bir stil tercihi değil, iyi hissetmenin bir yolu.

Bu stile eşlik eden eski kaşardan Tlos ve Patmol Amber’e uzanan peynir seçkisini, karpuz kapari ve soğan reçelinin tatlı-tuzlu dengesiyle bir araya geliyor. Zeytin ezmeli yufka ve simit kıtırları ise elden ele dolaşan o samimi ev sohbetlerini tamamlıyor.

2. Party Spirit: “Işıltının Tadını Çıkar”

Party Spirit, yeni yılın sahne ışıklarını üzerinde taşımayı sevenlerin ruh hâlini temsil ediyor. Enerjik, dışa dönük ve sosyal; kalabalıkta parlayan bu persona için yılbaşı, sadece bir gece değil, kendini ifade etme anı. Payetli dokular, cesur siluetler ve ışıltılı aksesuarlar; gece enerjisiyle, dansla ve eğlenceyle bütünleşiyor.

Enerjisi yüksek gecelere eşlik edenler için bu stilin gastronomik karşılığı Topik ve Rezene Salatası. Topik, dışındaki pürüzsüz nohut ve patates dokusuyla, içindeki çam fıstıklı, kuş üzümlü ve tarçınlı karamelize soğan harcını dengeler. Yanındaki rezene salatası ise portakal vinegret ve file bademle, gecenin yüksek enerjisine ferah bir eşlik sunuyor.

3. Dinner Chic – “Zarafetin Tadını Çıkar”

Dinner Chic, yılbaşını gösterişten çok zarafette bulanların stilini yansıtıyor. Detaylara verilen özen, sakin ama şık bir ambiyans ve sevdiklerle paylaşılan sofralar bu ruh hâlinin temelini oluşturuyor. Smart casual siluetler, minimal elbiseler ve yumuşak renk paletiyle Dinner Chic; yılbaşını dengeli, rafine ve zamansız bir şıklıkla karşılamayı temsil ediyor.

Bu stile eşlik eden lezzet ise Abudaraholu (botargalı) makarna ve et tartar, rafine bir sofranın imza tabakları. Botargalı makarna, denizden gelen zarafeti sade bir teknikle buluşturuyor. Fermente üzüm suyu ve balık stokuyla demlenen spagetti, limon zest ve galeta unuyla tamamlanıyor. Et tartar ise ev yapımı mayonez, isot yağı ve geleneksel Rus salatasıyla geçmişin sofra estetiğine referans veriyor.

4.Chill Crew – “Rahatlığın Tadını Çıkar”

Chill Crew, yılbaşını ‘fazla düşünmeden’ kutlamayı sevenlerin ruh hâlini temsil ediyor. Arkadaş evinde geçen oyun zamanları, paylaşılan pizzalar ve kahkahalar bu personanın merkezinde. Hoodie’ler,  jogger’lar ve oversize tişörtlerle şekillenen sportif ve urban tarz; rahatlıkla eğlencenin doğal bir dengede buluşmasını yansıtıyor

Kahkahanın ve doğal akışın lezzeti: Kuskus ve tarama simit

Kestane mantarı püresi, mısır sütü ve sarımsak yağıyla pişen kuskus, tereyağında bağlanan istiridye mantarları ve bergamot tulumu ile tamamlanıyor. Tarama ise bulut gibi hafif kıvamıyla, simit kıtırlarıyla birlikte oyuna eşlik eden samimi bir tat.

5. Wanderer – “Keşfin Tadını Çıkar”

Wanderer  sokakların sürprizlerine doğru  yapılan yürüyüşler, yılbaşı pazarları ve gece ışıklarıyla kurulan bir bağa sahip kişilerin personası. Bu bağ özgürlük ve keşif duygusunu besliyor. Bu stil; puffer montlar, katmanlı stiller ve outdoor rahatlığı ile şehir enerjisiyle uyumlanan ferah, canlı ve özgür bir duruş sunuyor.

Bu stilin karşılığı olan Balık Ekmek ve Kızarmış Karnabahar, sokak lezzetlerini gurme bir bakışla yeniden yorumluyor.

Kaynak: HORECA TREND ve DeFacto

Tamamını Oku
Reklam
Reklam
Reklam

Popüler Haberler

Copyright © 2025 Orbis Medya Bilgi ve İletişim Teknolojileri Ltd. Şti. Her hakkı saklıdır. Web sitemizdeki haber, makale ve içeriklerin her hakkı saklıdır.
İçeriklerimizin izinsiz kullanımı halinde yasal işlem başlatılacaktır.